Makaleler

Çin Komünist Partisi’nin Nasıl Kötü Bir Mezhep Olduğuna Dair-2

V. Komünist Mezhebin Hayatta Kalmak En Değerli Silahı- Acımasız Mücadele

Komünist Parti sürekli olarak demir disiplin, mutlak sadakat ve örgütsel ilkeleri vurgulamaktadır. ÇKP’ne katılanlar şu yemini etmelidir:

“Parti anayasasını desteklemek, Parti yönetmeliklerine uymak, üye yükümlülüklerini yerine getirmek, Parti’nin kararlarını uygulamak, Parti disiplinine katı bir biçimde uymak, Parti’nin sırlarını saklamak, Parti’ye sadık olmak, çok çalışmak, bütün hayatımı Komünizm’e adamak, Parti ve halk için her şeyi feda etmeye hazır bulunmak ve Parti’ye hiçbir zaman ihanet etmemek için Çin Komünist Partisi’ne katılmak istiyorum.” (Bknz. ÇKP Anayasası, Birinci Bölüm, Altıncı Madde)

ÇKP bu bir mezhebe bağlanır gibi Parti’ye kendini adama ruhuna “Parti doğası hissi” demektedir. O, bir ÇKP üyesinden herhangi bir zamanda bütün kişisel inançlarını ve ilkelerini terk etmeye hazır olmasını ve Parti’nin ve liderin iradesine mutlak surette itaat etmesini istemektedir. Eğer Parti sizden nazik olmanızı isterse, o zaman nazik olmalısınız; eğer Parti kötülük yapmanızı isterse, o zaman kötülük yapmalısınız. Aksi takdirde, güçlü bir “Parti doğası hissi” göstermeyerek Parti üyesi olmanın gereklerini yerine getirmemiş olursunuz.

Mao Zedong “Marksist felsefe bir mücadele felsefesidir” demiştir. “Parti doğası hissi”ni geliştirmek ve sürdürmek için, ÇKP Parti içinde periyodik mücadele mekanizmasına başvurmaktadır. ÇKP sürekli olarak Parti içinde ve dışında acımasız mücadeleler başlatarak muhaliflerini elemiş ve kızıl terörü yaratmıştır. Aynı zamanda, ÇKP sürekli olarak Parti üyelerini tasfiye etmekte, mezhep türü kurallarını daha katı hale getirmekte ve Parti’nin savaşma kapasitesini arttırmak için üyelerinin “Parti doğası”na karşı doğal yeteneklerini geliştirmektedir. Bu ÇKP’nin hayatta kalma süresini uzatmak için kullandığı en değerli silahtır.

ÇKP liderleri arasında Mao Zedong, Parti içinde bu değerli acımasız mücadele silahını kullanmakta en yetenekli olan kişidir. Böyle bir mücadelenin acımasızlığı ve yöntemlerinin kötülüğü Çin Komünistlerinin kontrol ettiği alanlarda- bunlar “Sovyet Bölgesi” diye adlandırılırdı- 1930larda başlamıştır.

1930’da Mao Zedong, Jiangxi Eyaleti’ndeki Sovyet bölgesinde, Anti-Bolşevik Kurulu’nun yada AB Kurulu’nun tasfiyesi olarak bilinen, tam bir devrimci terör başlatmıştır. Binlerce Kızıl Ordu askeri, Parti ve Birlik üyeleri ve Komünist üstlerindeki siviller acımasızca öldürülmüştür. Olaya Mao’nun despotça kontrolü neden olmuştur. Mao Jiangxi’deki Sovyet bölgesini kurduktan hemen sonra, Li Wenlin tarafından yönetilen yerel Kızıl Ordu ve güneybatı Jiangxi’deki Parti örgütlerinin meydan okumasıyla karşılaşmıştır. Mao burnunun dibinde herhangi bir örgütlü gücün bulunmasına tahammül edememiş ve muhalif olduklarından şüphelendiği Parti üyelerini aşırı yöntemlerle bastırmıştır. Tasfiye için acımasız bir atmosfer yaratmak amacıyla Mao, doğrudan kontrolü altındaki askerlerle başlamaktan kaçınmamıştır. Kasım sonundan Aralık ortasına kadar, İlk Cephe Kızıl Ordusu “hızlı bir askeri tasfiye” geçirmiştir. Ordudaki her seviyede, tümen, alay, tabur, bölük ve müfreze dahil, toprak sahibi yada zengin köylü ailelerinden gelen Parti üyelerini ve şikayeti olanları tutuklayan ve öldüren karşı-devrimcileri tasfiye etme örgütleri kurulmuştur. Bir aydan kısa bir süre içinde, 40.000’den fazla Kızıl Ordu askeri arasından 4.400’ü 10’dan fazlası yüzbaşı olmak üzere (AB Kurulu yüzbaşıları) AB Kurulu elemanları olarak adlandırılmış; hepsi öldürülmüştür.

Devam eden süreçte, Mao Sovyet Bölgesi’ndeki muhalifleri cezalandırmaya başlamıştır. Aralık 1930’da, İlk Cephe Kızıl Ordusu’nun Genel Politik Departmanının Genel Sekreteri ve Tasfiye Komitesi’nin Başkanı Li Shaojiu’ya Genel Sınır Komitesi’ni temsil etmesini ve Komünist hükümetin bulunduğu Jiangxi Eyaleti’ndeki Futian şehrine gitmesini emretmiştir. Li Shaojiu Eyalet Hareketi Komitesi’nin üyelerini ve içinde Duan Liangbi ve Li Baifang’ın bulunduğu sekiz 20. Kızıl Ordu başkomutanını tutuklamıştır. Bedeni dövme ve yakma gibi pek çok işkence yöntemi kullanmıştır- bu şekilde işkence gören kişilerin bütün bedeninde yaralar vardır, parmakları kırılmıştır, her yerinde yanıklar vardır ve hareket edememektedirler.

O zamanki belgesel kanıtlara göre, kurbanların haykırışları gökyüzünü delip geçecek kadar yüksektir; vahşi işkence yöntemleri aşırı bir biçimde insanlık dışıdır.

8 Aralık’ta, Li Baifang, Ma Ming ve Zhou Mian’ın eşleri gözaltındaki kocalarını ziyarete gitmişler, fakat onlar da AB Kurulu’nun üyeleri olarak tutuklanmış ve vahşice işkence görmüşlerdir. Şiddetli bir şekilde dövülmüş, bedenleri ve cinsel organları yakılmış ve göğüsleri bıçakla kesilmiştir. Acımasız işkence altında, Duan Liangbi, Li Wenlin, Jim Wanbang, Liu Di, Zhou Mian, Ma Ming ve diğerleri AB Kurulu’nun liderleri olduğunu ve Kızıl Ordu okullarında pek çok AB Kurulu üyesi olduğunu itiraf etmiştir.

Futian’daki şiddetli AB Kurulu tasfiyesinde, 7 Aralıktan 12 Aralık akşamına kadar, sadece beş gün içinde, Li Shaojiu ve diğerleri AB Kurulu üyesi olduğunu iddia ettikleri 120’den fazla kişiyi ve düzinelerce baş karşı-devrimciyi tutuklamıştır; bunların 40’tan fazlası öldürülmüştür.

Li Shaojiu’nun acımasız hareketleri sonunda 12 Aralık 1930’da Sovyet Bölgesi’ni hayretler içinde bırakan “Futian Olayı”nı ateşlemiştir. (Gao Hua’nın Mao Zedong’un Jiangxi Eyaleti Sovyet Bölgesi’ndeki “AB Kurulu” Tasfiyesi’nin Tarihsel İncelemesi’nden )

Sovyet Bölgesi’nden Yan’an a kadar Mao, mücadele teorisi ve pratiğine güvenmiş ve yavaş yavaş kendi mutlak Parti liderliğini kurmuştur. ÇKP 1949’da iktidara geldiğinde, Mao bu tarz parti-içi mücadelelere devam etmiştir. Örneğin, 1959’da Lushan’da düzenlenen Sekizinci ÇKP Merkezi Komitesi toplantısının sekizinci tam oturumunda, Mao Zedong Peng Dehuai üzerine ani bir saldırı başlatmış ve onu yerinden etmiştir[12]. Konferansa katılan bütün merkezi liderlerden bir tavır almaları istenmiş; farklı görüşler ifade etmeye cesaret eden birkaçı, Peng Dehuai anti-parti bloğu olarak etiketlenmiştir. Kültür Devrimi sırasında, ÇKP’nin Merkez Komitesi’nin kıdemli kadroları birbiri ardına cezalandırılmıştır, fakat hepsi savaşmadan yenilgiyi kabul etmişlerdir. Kim Mao Zedong’a karşı bir kelime etmeye cesaret edebilirdi ki? ÇKP her zaman katı disiplini, Parti’ye bağlılığı ve hiyerarşi’nin liderine mutlak itaati gerektiren örgütsel ilkeleri vurgulamıştır. Böyle bir parti doğası sürekli politik mücadelelerle yerleştirilmiştir.

Kültür Devrimi sırasında, eskiden bir ÇKP lideri olan Li Lisan, tahammül sınırlarına getirilmiştir. 68 yaşında, ayda ortalama yedi kez sorgulanmıştır. Karısı Li Sha’ya bir “Sovyet revizyonist” ajanı gibi davranılmış ve çoktan hapse yollanmıştır; nerede olduğu bilinmemektedir. Li, başka çaresi olmadığı için çok miktarda uyku hapı alıp intihar etmiştir. Ölmeden önce, Li Lisan Mao Zedong’a gerçekten “Parti doğası hissi”ni yansıtan bir mektup yazmıştır ki Parti doğasına göre bir ÇKP üyesi ölümün kenarında bile olsa vazgeçmeye cesaret edemez:

Başkan,

Ben şu anda intihar ederek Parti’ye ihanet etme yoluna adım atıyorum ve suçumu savunmanın hiçbir yolu yok. Sadece tek bir şey var, bütün ailem ve ben hiçbir zaman düşman devletlerle işbirliği içine girmedik. Sadece bu konuda, merkezi hükümetten gerçeği araştırmasını ve incelemesini ve doğru bilgiye dayanan sonuçlara varmasını talep ediyorum…

Li Lisan
22 Temmuz, 1967 [13]

Mao Zedong’un mücadele felsefesi Çin’i yavaş yavaş eşi görülmemiş bir felakete sürüklerken, bir zamanlar “her yedi yada sekiz yılda bir” geniş bir alana yayılan bu tür bir politik kampanya ve parti-içi mücadele ÇKP’nin hayatta kalmasını garantilemiştir. Her zaman bir kampanya vardır, yüzde beşlik bir azınlığa zulmedilir ve kalan yüzde 95’in Parti’nin temel çizgisine itaatkar bir şekilde bağlanması sağlanır, böylece Parti örgütünün birleştiren gücü ve yok etme kapasitesi artar. Bu mücadeleler ayrıca vicdanından vazgeçmek istemeyen “tereddüt eden” üyeleri elemiş ve direnmeye cesaret edenlere saldırmıştır. Bu mücadele mekanizması sayesinde, mücadele etmek için çok istekli olan ve mafya vari yöntemleri kullanmayı en iyi beceren üyeler kontrolü ellerine almıştır. ÇKP mezhebi liderlerinin hepsi mücadele deneyimi bakımından zengin ve Parti ruhuyla dolu korkusuz insanlardır. Böyle bir acımasız mücadele onu yaşayanlara bir “kan dersi” verir ve şiddetli bir beyin yıkamaya neden olur. Aynı zamanda, mücadele isteğini güçlendirerek, hayatta kalmasını garantileyerek ve onu mücadeleden vazgeçen ılımlı bir grup olmaktan kurtararak sürekli olarak ÇKP’ni canlandırmaktadır.

ÇKP tarafından talep edilen bu tür bir parti doğası tam olarak ÇKP’nin mezhep doğasından gelir. Hedefini gerçekleştirmek için, ÇKP bütün geleneksel ilkeleri terk etmeye ve onu engelleyen herhangi bir güçle savaşmak için tereddüt etmeden her yola başvurmaya kararlıdır. Bu yüzden bütün üyelerini Parti’nin kalpsiz, adaletsiz ve güvenilmez maşası haline getirmek için eğitmek ve köleleştirmek zorundadır. ÇKP’nin bu doğası insan toplumuna ve geleneklerine olan nefretinden, kendini yanlış değerlendirmesinden ve aşırı bencilliğinden ve diğer insanların hayatlarını küçümsemesinden kaynaklanmaktadır. Sözde idealini gerçekleştirmek amacıyla, ÇKP, dünyayı paramparça etmek ve bütün muhaliflerini ortadan kaldırmak için her şeyi göze alarak şiddet kullanmıştır. Böyle bir şeytani mezhep vicdanlı insanların muhalefetiyle karşılaşacaktır, bu yüzden insanları kendi şeytani öğretisine inandırmak için onların vicdanını ve iyiliksever düşüncelerini ortadan kaldırmak zorundadır. Bu yüzden, hayatta kalmasını garantilemek için, ÇKP ilk başta insanların vicdanını, iyiliksever düşüncelerini ve ahlaki standartlarını yok etmeli ve onları evcil kölelere ve aletlere çevirmelidir. ÇKP’nin mantığına göre, Parti’nin hayatı ve çıkarları her şeyden üstündür; hatta Parti üyelerinin toplu çıkarından da üstündür, bu yüzden herhangi bir Parti üyesi kendini Parti için feda etmeye hazır olmalıdır.

ÇKP’nin tarihine bakarsak, Chen Duxiu ve Qu Qiubai gibi geleneksel entelektüellerin bakış açısına sahip olan yada Hu Yaobang ve Zhao Ziyang gibi hala halkın çıkarlarını gözeten yada Zhu Rongji gibi memurları temizlemeye ve halka gerçek hizmeti getirmeye kararlı bireyler- Parti’ye ne kadar katkıda bulunmuş olursa olsunlar ve kişisel hırslardan ne kadar arınmış da olsalar, kaçınılmaz bir şekilde tasfiye edilmişler, bir kenara itilmişler yada Parti’nin çıkarları ve disipliniyle sınırlanmışlardır.

Mücadeleyle geçen pek çok yıldan sonra iliklerine işleyen Parti doğası hissi yada Parti’ye karşı olan doğal yetenekleri onları kritik anlarda uzlaşmaya ve vazgeçmeye itmektedir, çünkü bilinçaltlarında, Parti’nin hayatta kalması en büyük faydadır. Onlar Parti’nin hayatta kalmasına vicdanlı ve merhametli düşüncelerle karşı çıkmak yerine, daha çok kendilerini feda ederler ve Parti içindeki şeytani gücün cinayetlerini izlerler. Bu tam olarak ÇKP’nin mücadele mekanizmasının sonucudur: o, iyi insanları kullandığı aletlere dönüştürür ve Parti doğasını insan vicdanını olabildiği kadar çok sınırlamak ve hatta yok etmek için kullanır. ÇKP’nin düzinelerce “hat mücadelesi”, en yüksek seviyedeki 10’dan fazla Parti liderini yada belirlenmiş halefini yerinden etmiştir; en yüksek Parti liderlerinin hiç birinin sonu iyi olmamıştır. Mao Zedong 43 yıl boyunca Parti’nin kralı olmasına rağmen, ölümünden kısa bir süre sonra, karısı ve yeğeni hapse konulmuştur ve bu da bütün Parti tarafından Maoizmin büyük zaferi olarak alkışlanmıştır. Bu bir komedi midir yoksa fars mı?

ÇKP politik gücü ele geçirdikten sonra, parti-içi savaşlardan Parti dışındaki mücadelelere kadar bitmeyen politik kampanyalar başlamıştır. Bu Mao döneminde böyledir ve Mao sonrası “reform ve açıklık” döneminde de değişmemiştir. 1980’ler de insanlar düşüncelerinde çok hafif bir miktarda özgürlüğe sahip olmaya başladıklarında, ÇKP mutlak liderliğini sürdürmek için “Burjuva Serbestliğine Muhalefet” kampanyası başlatmış ve “Dört Temel İlke” [14] ileri sürmüştür. 1989’da, barışçıl bir şekilde demokrasi isteyen öğrenciler kanlı bir şekilde bastırılmıştır, çünkü ÇKP demokratik isteklere izin vermemektedir. 1990’lar Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü’ye inanan Falun Gong uygulayıcılarının sayısında hızlı bir artışa tanık olmuştur, fakat onlar 1999’da başlayan soykırımsal bir zulümle karşılaşmışlardır, çünkü ÇKP insan doğasına ve iyiliksever düşüncelere tahammül edememektedir. O, insanların vicdanlarını yok etmek ve kendi iktidarını sağlama almak zorundadır. 21.yüzyıla girildiğinden beri, internet bütün dünyayı birbirine bağlamıştır, fakat ÇKP online liberalleri tuzağa düşürmek amacıyla ağ blokajları kurmak için büyük miktarda para harcamıştır, çünkü ÇKP insanların serbestçe bilgi edinmelerinden çok korkmaktadır.

VI. ÇKP Şeytani Mezhebinin Yozlaşması

ÇKP şeytani mezhebi esasen insan doğasına ve cennetin ilkelerine karşı olarak yönetimini sürdürmektedir. ÇKP kibri, kendini her şeyden önemli görmesi, bencilliği ve acımasız dizginsiz hareketleriyle tanınmaktadır. Sürekli olarak ülkeye ve halka felaketler getirmektedir, yine de hiçbir zaman hatalarını kabul etmemekte ve gerçek doğasını halka göstermemektedir. ÇKP kontrolünü sürdürmenin yolu olarak gördüğü sloganlarını ve etiketlerini değiştirmekte hiçbir zaman tereddüt etmemiştir. İktidarda kalmak için ahlakı, adaleti ve insan hayatını hiçe sayarak her şeyi yapacaktır.

Bu şeytani mezhebin kurumsallaşması ve toplumsallaşması onu çöküşe götürmektedir. İktidarın merkezileşmesinin bir sonucu olarak kamuoyu susturulmuş ve mümkün olan bütün denetim mekanizmaları yok edilmiş ve ÇKP’nin yolsuzluğa kaymasını ve dağılmasını engelleyecek hiçbir güç kalmamıştır.

Bugün ÇKP dünyada iktidardaki en büyük “soyguncu ve rüşvetçi parti”dir. Çin’deki resmi istatistiklere göre, Parti yada hükümetteki 20 milyon resmi görevli, memur yada kadro arasından 20 yıl boyunca, 8 milyonu rüşvetten suçlu bulunmuş ve parti veya hükümet yönetmeliklerine göre disiplin cezasına çarptırılmış yada cezalandırılmıştır. Eğer belirlenemeyen rüşvet yiyici memurlar da dikkate alınırsa, içlerinden sadece küçük bir kısmının soruşturulup ortaya çıkarıldığı bu oran yaklaşık üçte ikiye çıkmaktadır.

Rüşvet yeme ve gasp etme yoluyla maddi çıkarlar elde etmek, bugün ÇKP’nin birliği için en kuvvetli birleştirici güçtür. Rüşvet yiyici memurlar, ÇKP olmadan kişisel kazanç için çalışma olanakları kalmayacağını ve ÇKP düşerse sadece güçlerini ve konumlarını kaybetmekle kalmayıp ayrıca soruşturmayla karşılaşacaklarını da bilmektedirler. ÇKP memurlarının perde arkası ilişkilerini ortaya döken Cennetin Gazabı adlı romanda, yazar Chen Fang, ÇKP’nin bir belediye ofisinde vekil yönetici olan Hao Xiangshou’nun ağzından ÇKP’nin en gizli sırlarını açıkça ve ayrıntılarıyla anlatmıştır, “yolsuzluk bizim politik gücümüzü sağlamlaştırmıştır.”

Çin halkı açıkça görmektedir ki, “yolsuzlukla savaşırsak, parti düşecektir; savaşmazsak, ulus yok olacaktır.” Fakat, ÇKP yolsuzlukla savaşmak için kendi sonunun gelmesini göze almayacaktır. Yapacağı şey, imajını zedelememek için birkaç rüşvetçiyi göstermelik olarak öldürmek olacaktır. Az sayıda yolsuz öğeyi ortadan kaldırma karşılığında hayatını birkaç yıl daha uzatacaktır. Bugün, ÇKP şeytani mezhebinin tek hedefi iktidarını korumak ve sona ermekten kaçınmaktır.

Bugünkü Çin’de etik kuralları ve ahlak tamamen yozlaşmıştır. Kalitesiz ürünler, hayat kadınları, uyuşturucular, memurlar ve çeteler arasında kurulan tezgahlar, organize suç sendikaları, kumar, rüşvet- her tür ahlaksızlık yaygınlaşmıştır. Pek çok yüksek mevkili memur korkmuş insanlardan zorla koruma parası alan grupların arka plandaki patronu iken, ÇKP bu ahlaki çürümeyi görmezden gelmektedir. Nanjing Üniversitesi’nde mafya ve suç örgütlerini araştıran bir uzman olan Cai Shaoqing, Çin’deki organize suç örgütü üye sayısının en azından bir milyon olduğunu tahmin etmektedir. Yakalanan her sendika figürü her zaman perde arkasındaki kimi hükümet görevlisi, kimi hakim, kimi polis olan yozlaşmış Komünistlerin adını vermektedir.

ÇKP Çin halkının vicdan ve ahlak sahibi olmasından korkmaktadır, bu yüzden halkın bir dine inanmasına yada düşünce özgürlüğüne sahip olmasına izin vermeye cesaret edememektedir. Bütün kaynaklarını, İsa’ya ve Tanrı’ya inanan yer altı Hristiyanları gibi ve Doğru, Merhametli ve Hoşgorülü olmaya çalışan Falun Gong uygulayıcıları gibi inançları olan iyi insanlara zulmetmek için kullanmaktadır. ÇKP, demokrasinin kendi tek partili iktidarını sona erdireceğinden korkmaktadır ve insanlara politik özgürlük vermeye cesaret edememektedir. Bağımsız liberalleri ve insan hakları savunucularını hızla hapsetmektedir. Buna karşılık insanlara sapkın bir özgürlük vermektedir. Politikayla ilgilenmediğiniz ve ÇKP’nin liderliğine karşı çıkmadığınız sürece, istediğiniz her şeyi, kötü ve etik kurallara aykırı olsa bile, yapabilirsiniz. Sonuç olarak ÇKP dramatik bir şekilde kötüye gitmekte ve Çin’deki toplumsal ahlak tehlike sinyalleri vererek keskin bir düşüş yaşamaktadır.

“Cennete giden yolu tıkamak ve cehennemin kapısını açmak” Bu, ÇKP şeytani mezhebinin Çin toplumunu nasıl harap ettiğini en iyi anlatan sözdür.

VII. ÇKP’nin Kötü Yönetimi Üzerine Düşünceler

Komünist Parti Nedir?

Bu basit görünen sorunun basit bir cevabı yoktur. Kendini “halk için” çalışan politik bir parti olarak gösteren Komünist Parti aslında milyonlarca insanı aldatmıştır. Ama o bilinen anlamda bir politik parti değil, kötü hayaletin zararlı ve şeytani mezhebidir. Komünist Parti bu dünyada kendisini Parti örgütleriyle gösteren yaşayan bir varlıktır. Komünist Parti’yi gerçekten kontrol eden şey, içine giren kötü hayalettir ve Komünist Parti’nin şeytani doğasını belirleyen şey de bu kötü hayalettir.

Komünist Parti’nin liderleri, mezhebin rehberleri olarak hareket ederken sadece kötü hayaletin ve Parti’nin sözcüleri olarak hizmet ederler. İstekleri ve amaçları Parti’ninkiyle aynı çizgideyse ve onun tarafından kullanılabilirse, lider olarak seçilirler. Fakat Parti’nin ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir duruma geldiklerinde, insafsızca devrileceklerdir. Parti’nin mücadele mekanizması, sadece en kurnaz, en kötü ve en sert olanların Komünist Parti’nin rehberi olma konumunu sürekli olarak elinde tutmasını sağlamaktadır. Yaklaşık bir düzine mevkili parti liderinin gözden düşmesi bu argümanın doğruluğunu kanıtlamaktadır. Aslında, en yüksekteki Parti liderleri çok ince bir ip üzerinde yürümektedir. Ya Gorbaçov’un yaptığı gibi Parti çizgisinden ayrılıp tarihte iyi bir isim bırakacaklar ya da pek çok Parti genel sekreteri gibi Parti tarafından kurban edileceklerdir.

İnsanlar Parti’nin köleleştirme ve baskı altına alma hedefleridir. Parti yönetimi altında, insanlar Parti’yi reddetme hakkına sahip değildirler. Bunun yerine, Parti’nin liderliğini kabul etmeye ve Parti’yi güçlü tutma yükümlüğünü yerine getirmeye zorlanmaktadırlar. Ayrıca Parti tarafından baskı görme tehdidi altında düzenli olarak beyin yıkamaya maruz kalmaktadırlar. ÇKP bütün ulusu bu şeytani mezhebe inanmaya ve güçlendirmeye zorlamaktadır. Bu, bugün dünyada nadir görülen bir şeydir ve biz ÇKP’nin böyle bir baskıyı kurmaktaki eşsiz yeteneğini takdir etmek zorundayız.

Parti üyeleri Parti’nin gövdesini doldurmak için kullanılan fiziksel bir yığındır. Aralarından pek çoğu dürüst ve naziktir hatta toplumsal hayatlarında çok başarılı olabilecek kişilerdir. Onların isimleri ve yetenekleri Parti’ye hizmet etmek için kullanılabileceğinden, bunlar ÇKP’nin üye yapmak istediği insanlardır. Diğer pek çok kişi, resmi görevli olup daha yüksek bir sosyal statüye sahip olmak istedikleri için, Parti’ye katılmak ve şeytani varlığa yardım etmek için çok çalışmak zorundadırlar. Hayatlarında bir şey başarmak istedikleri ve Komünist Parti yönetimi altında Parti’ye katılmadan bunu başaramayacaklarını fark ettikleri için Parti’ye katılmayı seçenler de vardır. Bazıları bir apartman dairesi ödeneği almak yada basitçe daha iyi bir imaj istedikleri için Parti’ye katılmışlardır. Bu yüzden on milyonlarca Parti üyesi arasında iyi ve kötü insanlar vardır. Sebebi ne olursa olsun, bir kere Parti bayrağı önünde, bilerek yada bilmeyerek, sadakat yemini ettiyseniz, bu kendinizi gönüllü olarak Parti’ye adadığınız anlamına gelir. Sonra, haftalık politik çalışmalara katılarak beyin yıkama sürecine girersiniz. Parti’nin kendi fikirlerini aşılamasının bir sonucu olarak, Parti üyelerinden önemli bir kısmının, eğer varsa, kendi fikirlerinden çok azı geriye kalacak ve ÇKP’nin gövdesinde barınan kötü hayalet tarafından kolayca idare edilecektir. Kendileri de Parti’nin köleleştirdiği nüfusun bir parçası olmalarına rağmen, bu insanlar Parti içinde insan vücudunun hücreleri gibi işlev görecek ve Parti’nin varlığı için hiç durmadan çalışacaklardır. Daha da üzücü olan, “parti doğası” köleliğini bir kere kabul ettiğinizde, onu içinizden çıkarmak çok zor bir hale gelmektedir. Bir kere insani yön gösterirseniz, tasfiye edilir ya da zulüm görürsünüz. İsteseniz bile kendi kendinize Parti’den çekilemezsiniz, Parti, giriş-evet ve çıkış-hayır politikasıyla size bir hain gözüyle bakacaktır. Bu yüzden insanlar genellikle ikili bir doğa göstermektedir: politik hayatlarında Parti doğasını ve günlük hayatlarında insan doğasını.

Parti kadroları, Parti üyeleri arasında gücü ellerinde tutan gruptur. Onların belli durumlarda, belli zamanlarda ve belli olaylarda iyi ile kötü arasında seçim yapma ve kendi kararlarını verme şansları olabilir, fakat bir bütün olarak, Parti iradesine uymak zorundadırlar. Manda dikte eder: “Bütün Parti Merkezi Komite’ye itaat eder.” Parti kadroları farklı düzeylerdeki liderlerdir, onlar Parti’nin belkemiğidir. Onlar da Parti için sadece araçtırlar. Geçmiş politik hareketler sırasında onlar da aldatılmış, kullanılmış ve kurban edilmişlerdir.

ÇKP’nin temelde yatan kriteri, doğru rehberi takip edip etmediğini ve kendini adarken ne kadar içten olduğunu sınamaktır.

Neden İnsanlar Farkında Değiller?

ÇKP 50 yıldan fazla süren Çin’i yönetimi süresince gaddarca ve kötü bir şekilde hareket etmiştir. Fakat neden Çin halkı ÇKP’nin şeytani doğasını gerçekçi bir şekilde kavramaktan yoksundur? Bu Çinlilerin aptal olması yüzünden midir? Hayır. Çinliler dünyadaki en bilge uluslardan biridir ve zengin geleneksel kültürü ve 5000 yıllık mirası ile övünmektedir.Yine de Çin halkı memnuniyetsizliğini ifade etmekten tamamen korkar bir şekilde hala ÇKP iktidarı altında yaşamaktadır. Cevap, ÇKP tarafından uygulanan zihin-kontrolünde yatmaktadır.

Eğer Çin halkı ifade özgürlüğünü tadabilseydi ve ÇKP’nin iyi ve kötü yönlerini açıkça tartışabilseydi, Çinlileri çok daha önce ÇKP’nin gerçek şeytani doğasını görmüş ve kendilerini bu şeytani mezhepten kurtarmış olarak hayal edebilirdik. Maalesef, yarım yüzyıl önce ÇKP yönetiminin gelişiyle Çin halkı ifade etme ve düşünce özgürlüğünü kaybetmiştir. 1957’de sağcı entelektüellere eziyet edilmesinin arkasındaki amaç, özgür ifadeyi sınırlamak ve halkın zihnini kontrol etmektir. Temel özgürlüklerden bu kadar yoksun bir toplumda, Marx ve Engels’in eserlerini içtenlikle çalışmış gençliğin çoğu, Kültür Devrimi sırasında ironik bir biçimde “Parti karşıtı hizip” olarak etiketlenmiş ve sonrasında eziyet görmüştür. ÇKP’nin doğrularını ve yanlışlarını tartışmak basitçe söz konusu bile olamaz.

Pek çok Çinli ÇKP’ne şeytani bir mezhep demeye bile cesaret edemez. Fakat, böyle bir iddia ortaya atılsa, Çin’de yaşamakta olanlar hem kendi deneyimlerinden hem de ailelerinin ve arkadaşlarının deneyimlerinden bu argümanı destekleyecek güçlü kanıtlar bulmakta zorlanmayacaklardır.

Çin halkı sadece düşünce özgürlüğünden mahrum değildir, aynı zamanda onlara Parti öğretileri ve kültürü aşılanmaktadır. Bu yüzden, insanların bütün duyabildikleri Parti övgüleridir ve zihinleri ÇKP’ni güçlendiren fikirlerden başka herhangi bir düşünce bakımından yoksullaştırılmıştır. Örneğin, Tiananmen katliamını ele alalım. 4 Temmuz 1989’da silahlar patladığında, pek çok insan içgüdüsel olarak çalıların arkasına saklanmaya koşmuştur. Dakikalar sonra, risklere rağmen, cesurca saklandıkları yerden çıkmışlar ve hep birlikte “Enternasyonel” şarkısını söylemişlerdir. Bu Çinliler aslında yürekli, masum ve saygıdeğerdirler yine de Komünist cinayetiyle karşı karşıya gelince, neden Komünist şükran ve sevinç duası olan “Enternasyonel” i söylemişlerdir? Parti kültürüyle yetişmiş olan bu acınacak insanların bütün bildiği Komünizm’dir. Tiananmen Meydanı’ndakiler “Enternasyonel”den ve Komünist Parti’yi öven birkaç şarkıdan başka bir şarkı bilmemekteydiler.

Çıkış Yolu Nedir?

ÇKP kıyamet gününe doğru yaklaşmaktadır. Üzücü bir şekilde, ölmeden önce hala kaderini Çin ulusuna bağlamaya çalışmaktadır.

Ölmekte olan ÇKP görünür bir şekilde zayıflamakta ve halkın zihnindeki kontrolü gevşemektedir. İletişimin ve internet’in gelişmesiyle, ÇKP bilgiyi kontrol etmekte ve ifadeyi bastırmakta zorlanmaktadır. Ahlaksız memurlar artan bir şekilde insanları yağmaladıkça ve bastırdıkça, halk ÇKP hakkındaki yanılsamalarından sıyrılmaya başlamaktadır ve çoğu sivil gösteriler yapmaya başlamıştır. ÇKP Falun Gong’a zulmederek sadece artan ideolojik kontrol hedefini gerçekleştirmekte başarısız olmamış, aynı zamanda mutlak insafsızlığını açığa vurarak kendisini daha çok zayıflatmıştır. Bu elverişli an, insanların ÇKP hakkında yeniden düşünmesini sağlamış ve Çin ulusunun kendisini ideolojik kölelikten kurtarmasına ve kötü Komünist hayaletin kontrolünden tamamen çıkmasına imkan vermiştir.

50 yıl boyunca ÇKP’nin kötü yönetimi altında yaşamış olan Çin halkının şiddetli bir devrime değil; daha çok, ruhunu geri almaya ihtiyacı vardır. Bunu kendi kendine yardım ederek başarabilir ve bu hedefe doğru atılacak ilk adım ÇKP’nin şeytani doğasının farkına varmaktır.

İnsanlar devlet aygıtına bağlanmış Parti örgütlerini bir kenara bıraktıkları zaman, toplumun temel güçlerinden destek alarak sosyal sistemlerin bağımsız olarak işlemesine izin veren gün gelecektir. Diktatör Parti örgütünün gitmesiyle, hükümetin verimliliği gelişecek ve artacaktır. Ve o gün çok yakındır. Aslında, 1980’lerde Parti içindeki reformistler, Parti’yi hükümetin dışında tutmak için “Parti’yi hükümetten ayırma” düşüncesini savunmuşlardır. ÇKP içindeki bu reform çabaları yetersiz ve başarısız olmuşlardır, çünkü “mutlak Parti liderliği” ideolojisi tamamen reddedilmemiştir.

Parti kültürü, şeytani komünist mezhebinin hayatta kalması için vazgeçilmez bir ortamdır. ÇKP’nin insanların zihinlerindeki egemenliğini kaldırmak, ÇKP’nin devlet yönetimindeki egemenliğini tepeden tırnağa temizlemekten daha zordur, fakat böyle bir kaldırma komünizm kötülüğünü kökünden sökmenin tam olarak tek yoludur. Bu ancak Çin halkının kendi çabasıyla mümkün olabilir. Temizlenmiş zihinleriyle ve eski haline gelmiş insan doğasıyla, halk ahlakını geri kazanabilir ve Komünist olmayan makul bir topluma geçmekte başarılı olabilir. Bu şeytani egemenliğin tedavisi, onu insanların zihinlerinden silerek ve onu tepeden tırnağa temizleyerek ve böylece ona saklanacak bir yer bırakmayarak, kötü hayaletin doğasını ve zararlılığını tanımakta yatmaktadır. Kendisi bir ideolojiden başka bir şey olmadığı için Komünist Parti ideolojik kontrolün üzerinde durmaktadır. Bu ideoloji, bütün Çin halkı Komünist yanlışlığı zihinlerinde reddettiğinde, Parti kültürünü etkin bir biçimde sildiğinde ve kendi zihniyetlerini ve yaşamlarını şeytani komünist mezhebinin etkilerinden kurtardıklarında yok olacaktır. İnsanlar kendilerini kurtardıkça, ÇKP dağılacaktır.

Komünistler tarafından yönetilen uluslar yoksulluk, iktidarın tekelleşmesi ve eziyette birleşmektedir. Bu uluslardan geriye kalan Çin, Kuzey Kore, Vietnam ve Küba’dır. Onların da günleri sayılıdır.

Çin ulusunun tarihi görkeminden ilham alan Çin halkının bilgeliğiyle, komünizmin şeytani egemenliğinden kurtulmuş bir Çin, geleceği parlak bir ulus olacaktır.

Sonuç

ÇKP artık komünizme inanmamaktadır. Ruhu ölmüş fakat geriye gölgesi kalmıştır. Komünizmin sadece “derisi”ni miras olarak almıştır, fakat hala şeytani bir mezhep doğası ortaya koymaktadır: küstahlık, kendini beğenmişlik, bencillik ve vahşice yok etmekten zevk alma. ÇKP cennet yasasının Komünist inkarını miras almıştır ve onun insan doğasını reddi değişmemiş bir şekilde kalmıştır.

Bugün, ÇKP, “Parti egemenliği” yönetim biçimiyle birleşen kapalı örgütsel sistemini ve aynı zamanda bir devlet dini olarak işlev gören şeytani propagandayı kullanarak, yıllar geçtikçe ustalaştığı mücadele yöntemleriyle Çin’i yönetmeye devam etmektedir. Komünist Parti’nin daha önce ana hatlarıyla belirtilen altı özelliği, bugünün ÇKP’sini sağlam bir biçimde “şeytani mezhep” tanımının içine yerleştirmiştir; o iyi hiçbir şey yapmamaktadır, sadece kötülük yapmaktadır.

Ölümüne yaklaştıkça, bu şeytani Komünist mezhep bozulma ve yozlaşma hızını arttırmaktadır. En çok sorun çıkaran şey ise onun inatçı bir şekilde Çin halkını da kendisiyle birlikte çürüme ve yozlaşmanın cehennem çukuruna çekmek için elinden geleni yapmasıdır.

Çinliler kendilerine yardım etmek zorundadırlar; düşünmek ve ÇKP’den kurtulmak zorundadırlar.

Notlar:

[1] “Leopar öldü, fakat geriye derisi kaldı” antik Çin kehanet kitabı, Shao Yong’un (1011-1077) Erik Çiçeği Şiiri’nden alınmıştır. Buradaki leopar, gerçekten şekil olarak koşan bir leopara benzeyen eski Sovyetler Birliği’nin coğrafi alanını anlatmaktadır. Eski Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla, komünist sistemin özü, Çin Komünist Partisi tarafından miras alınan “deri”yi (biçimi) geride bırakarak parçalanmıştır.

[2] Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası (resmi çeviri, 1999)

[3] “AB Kurulu” olayı, Mao’nun ÇKP kontrolündeki alanlarda gücünü pekiştirme çabasıyla Jiangxi Eyaleti’ndeki binlerce parti üyesini, Kızıl Ordu askerini ve masum sivili öldürmeyi emrettiği, 1930’daki “Anti-Bolşevik Kurulu” operasyonunu anlatmaktadır.

[4] Mao’nun “Hunan’daki Köylü Hareketi Soruşturması Üzerine Bir Rapor” undan (1927).

[5] Tai (Taishan) Dağı, Çin’in Shandong Eyaleti’ndeki beş ünlü dağdan biridir. 1987’den beri bir BM dünya mirası yeridir.

[6] Toprak Çevirme Hareketi Çin’deki ekonomik reformların karanlık yüzüyle ilişkilidir. İngiltere’deki endüstri devrimine (1760-1850) benzer bir şekilde, bütün seviyelerde çeşitli ekonomik bölgeler inşa etmek için (ilçe, şehir, eyalet ve devlet) bugünkü Çin’deki tarım arazilerinin sınırları çizilmiştir. Toprak çevirmenin sonucunda, Çinli çiftçiler topraklarını kaybetmeye başlamıştır. Şehirlerde, eski şehirlerin ve kasaba bölgelerinin sakinleri sıklıkla başka yere taşınmaya zorlanmıştır, böylece sakinlere verilen en az oranda tazminatla ticari gelişme için araziyi boşaltmaları sağlanmıştır.

[7] Pekin Üniversitesi’nde gazetecilik üzerine okuyan Lin Zhao, bağımsız düşünmesi ve komünist hareketi açıkça eleştirmesi sebebiyle 1957’de sağcı olarak sınıflandırılmıştır. 1960’ta halkın demokratik cumhuriyetini devirmek için komplo düzenlemekle suçlanmış ve tutuklanmıştır. 1962’de 20 yıl hapse mahkum edilmiştir. 29 Nisan 1968’de ÇKP tarafından karşı-devrimci olduğu ileri sürülerek öldürülmüştür.

Zhang Zhixin, Büyük Kültür Devrimi sırasında Mao’nun İleriye Doğru Büyük Sıçrayış’ındaki başarısızlığını eleştirdiği ve doğruyu açıkça dile getirdiği için ÇKP tarafından ölene kadar işkence edilen bir entelektüeldir. Hapishane gardiyanları pek çok kez elbiselerini soymuş, ellerini arkasında kelepçelemiş ve onu erkek hapishane hücrelerine atarak erkek hapishane çetesinin çıldırana kadar ona tecavüz etmesine izin vermiştir. Hapishane gardiyanları onun idam edilirken protesto için slogan atacağından korkmuşlar, bu yüzden idam etmeden önce boğazını kesmişlerdir.

[8] “Şubat Devrimi” Çar’ın tahtının alındığı Şubat 1917’deki Rus Burjuva Devrimi’nden söz etmektedir.

[9] Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi olarak da bilinir, Lenin tarafından yönetilmiş ve Ekim 1917’de olmuştur. Devrim, Çar’ı deviren kapitalist sınıfın devrimcilerini öldürmüş, böylece Rusya’nın burjuva devriminin gelişimini durdurmuştur.

[10] Hem “Mari Olayı” hem de “12 Nisan Katliamı” Kuomintang’ın ÇKP üzerine saldırılarıdır. “Mari Olayı” 21 Mayıs 1927’de Hunan Eyaleti’nin Changsha Şehri’nde olmuştur. “12 Nisan Katliamı” 12 Nisan 1927’de Shanghai’da meydana gelmiştir. İki olayda da, bazı ÇKP üyeleri ve ÇKP yandaşları saldırıya uğramış, yakalanmış ve öldürülmüştür.

[11] “AB Kurulu”nun bir üyesi olmakla suçlanan 20. Kızıl Ordu’nun politik subayı olan Liu Di, Li Shaojiu’yu karşı-devrimci olarak suçlayarak Futian’da bir ayaklanmaya liderlik etmiştir. Futian şehrinin kontrolünü ele geçirmişler ve “AB Kurulu” üyesi olarak tutuklanmış 100’den fazla kişiyi serbest bırakmışlar ve “Mao Zedong Aşağı” sloganını atmışlardır.

[12] Peng Dehuai (1898-1974): Komünist Çin generali ve politik lideri. Peng, Kore Savaşı’nda baş komutan, Devlet Konseyi’nde başbakan vekili, Politbüro üyesi ve 1954’ten 1959’a kadar Savunma Bakanı’ydı. 1959’daki ÇKP’nin Lushan Tam Oturumu’nda Mao’nun solcu yaklaşımlarına katılmadığı için resmi görevinden uzaklaştırılmıştır.

[13] “Li Lisan: Kendisi İçin Dört Anma Töreni Düzenlenen Kişi”den alınmıştır.

[14] Dört ilke şunlardır: sosyalist yol, proleterya diktatörlüğü, ÇKP liderliği, Marksizm-Leninizm ve Mao Zedong Düşüncesi.

Çin Komünist Partisinin Vicdansız Tabiatına Dair


16 Temmuz 2009, Perşenbe
Qaraxan
Bu yazı 3639 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.