Makaleler

Çin Komünist Partisi’nin Nasıl Kötü Bir Mezhep Olduğuna Dair

Giriş

1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin başını çektiği sosyalist bloğun çöküşü, neredeyse bir yüzyıl sonra komünizmin başarısızlığına işaret etmektedir. Fakat, ÇKP beklenmedik bir şekilde hayatta kalmıştır ve Çin’i, dünya nüfusunun beşte biri olan bir ulusu hala kontrol etmektedir. Kaçınılmaz bir soru akla gelmektedir: ÇKP hala gerçekten komünist midir?

Bugünkü Çin’de Parti üyeleri de dahil hiç kimse komünizme inanmamaktadır. 50 yıllık bir sosyalizmden sonra, ÇKP özel mülkiyeti ve hatta borsayı bile kabul etmiştir. İşçileri ve köylüleri olabildiğince sömürürken, yeni girişimler kurmak için yabancı sermaye aramaktadır. Bu, komünizmin ideallerine tamamen zıttır. Kapitalizm ile uzlaşmasına rağmen, Çin hala halkı üzerindeki mutlak kontrolünü sürdürmektedir. Anayasa, 2004’te yeniden gözden geçirilmiş olarak, hala katı bir şekilde “Çeşitli etnik kültürlerden gelen Çin halkı, Çin Komünist Partisi’nin liderliği ve Marksizm-Leninizm, Mao Zedong’un ideolojisi, Deng Xiaoping’in teorisi ve önemli “Üç Temsil” düşüncesinin rehberliği altındaki halkın demokratik diktatörlüğü ve sosyalist yola bağlı kalmaya devam etmelidir” demektedir.

“Leopar öldü fakat geriye derisi kaldı” [1] . Bugünün ÇKP’sinin elinde sadece “geriye kalan deri” vardır. ÇKP bu deriyi miras olarak almıştır ve onu Çin üzerindeki egemenliğini sürdürmek için kullanmaktadır.

ÇKP tarafından miras alınan derinin doğası, yani ÇKP örgütü nedir?

I. ÇKP’nin Mezhepsi Özellikleri

Komünist Parti esas olarak insanoğluna zarar veren şeytani bir mezheptir.

Komünist Parti kendisini hiçbir zaman bir din olarak adlandırmasa da bir dinin tek tek her özelliğine uymaktadır ( Tablo 1). Kuruluşunun başlangıcında, Marksizm’e dünyadaki mutlak hakikat gözü ile bakmıştır. Marx’a manevi bir tanrı gibi dindarca tapmış ve insanlara “yeryüzünde komünist bir cennet” inşa etme hedefi için yaşam boyu mücadeleye girmelerini öğütlemiştir.

Tablo 1. ÇKP’nin Dinsel Özellikleri

 

 

Bir Dinin Temel Biçimleri

ÇKP’nin Karşılık Gelen Biçimleri

1

Kilise ya da platform (podyum)

Parti komitesinin bütün kademeleri; platform Parti toplantılarından ÇKP tarafından kontrol edilen bütün medyaya kadar değişir

2

Öğretiler

Marksizm-Leninizm, Mao Zedong’un İdeolojisi, Deng Xiaoping’in Teorisi, Jiang Zemin’in“Üç Temsil”i ve Parti Anayasası

3

Dini topluluğa giriş ritüelleri

ÇKP’ne sonsuza dek sadık kalınacağına dair yemin edilen tören

4

Tek dine bağlılık

Bir üye sadece Komünist Parti’ye inanabilir

5

Rahipler

Parti Sekreterleri ve bütün kademelerde  parti meseleleriyle görevli personel

6

Tanrı’ya tapmak

Bütün Tanrıları karalamak ve sonra kendisini isimsiz  “Tanrı” olarak kabul ettirmek

7

Ölüme “cehenneme inmek ya da  cennete yükselmek” denir

Ölüme “Marx’ı görmeye gitmek” denir

8

Kutsal metinler

Komünist Parti liderlerinin teori ve yazıları

9

Vaaz vermek

Her tür toplantı; liderlerin konuşmaları

10

Kutsal metinlerin okunması; çalışılması ya da incelenmesi

Politik çalışmalar; Parti üyelerinin rutin grup toplantıları ya da etkinlikleri

11

İlahiler (dini şarkılar)

Parti’yi övmek için söylenen şarkılar

12

Bağışlar

Mecburi üyelik aidatları; Parti’nin kullanımı için, insanların alın teri ve tırnaklarıyla oluşturdukları hükümet bütçesinden alınan zorunlu ödenek

13

Disiplin cezası

Parti disiplin cezaları “ev hapsi ve soruşturma” ve “Parti’den kovma”dan öldürücü işkencelere hatta akrabaların ve arkadaşların cezalandırılmasına kadar değişir

Komünist Parti herhangi bir dürüst dinden tam anlamıyla farklıdır. Bütün geçerli dinler Tanrı’ya ve hayırseverliğe inanır, amaçları insanlığa ahlakı ve ruhlarını kurtarmayı öğretmektir. Komünist Parti Tanrı’ya inanmamaktadır ve geleneksel ahlaka karşıdır.

Parti’nin yaptıkları onun şeytani bir mezhep olduğunun kanıtıdır. Komünist Parti’nin öğretileri sınıf mücadelesine, şiddet kullanılarak yapılan devrime ve proleterya diktatörlüğüne dayanır ve kan ve şiddetle dolu sözde “komünist devrim”le sonuçlanmıştır. Dünyada düzinelerce ülkeye felaketler getiren ve on milyonlarca hayata mal olan Komünizm rejimi altındaki kızıl terör, yaklaşık bir yüzyıl sürmüştür. Yeryüzünde cehennemi yaratan komünist inanç, dünyadaki en aşağılık mezheptir.

Komünist Parti’nin mezhepsi özellikleri altı başlık altında özetlenebilir:

1. Öğretilerin Karıştırılması ve Muhaliflerin Ortadan Kaldırılması

Komünist Parti Marksizm’i kendisinin dini öğretisi olarak yüceltmiş ve onu “kırılmaz bir hakikat” olarak göstermiştir. Komünist Partinin öğretileri hayırseverlikten ve hoşgörüden yoksundur. Bunun yerine, kibirle doludur. Marksizm, üretimin düşük ve bilimin henüz gelişmediği kapitalizmin başlangıç aşamasının bir ürünüdür. İnsanlık ve toplum ya da insanlık ve doğa arasındaki ilişkiler konusunda doğru bir anlayışa sahip olamamıştır. Maalesef genel dini inançlara ters düşen bu ideoloji uluslararası komünist harekete dönüşmüş ve insanların onun pratikte tamamen yanlış olduğunu görüp ondan vazgeçmelerinden önce bir yüzyıl boyunca insan dünyasına zarar vermiştir.

Lenin’den bu yana parti liderleri mezhebin öğretilerini sürekli değiştirmişlerdir. Lenin’in şiddet devrimi teorisinden, Mao Zedong’un proleteryanın diktatörlüğü altında sürekli devrim teorisine, Jiang Zemin’in “Üç Temsil”ine, Komünist Partinin tarihi böyle din karşıtı teoriler ve yanlış inançlarla doludur. Bu teoriler pratikte hep felakete dönüşse de ve kendi kendileriyle çelişse de, Komünist Parti onların hala evrensel olarak doğru olduğunu ilan etmekte ve insanları kendi öğretilerini çalışmaya zorlamaktadır.

Muhalifleri ortadan kaldırmak, komünizmin şeytani mezhebinin öğretilerini yayması için en etkin aracıdır. Bu şeytani mezhebin öğretileri ve davranışları o kadar gülünçtür ki Komünist Parti, muhaliflerini ortadan kaldırmak için şiddete başvurarak insanları onları kabul etmeye zorlamaktadır. Çin Komünist Partisi Çin’de dizginleri ele aldığında, toprak sahibi sınıfını ortadan kaldırmak için “toprak reformu”nu, kapitalistleri elemek için endüstri ve ticarette “sosyalist-sanayi reform”u, geleneksel dinleri ve komünistler iktidarı ele almadan önce göreve gelen memurları atmak için “gericilerin tasfiyesi hareketi”ni, entelektüelleri susturmak için “anti-sağcı hareket”i ve geleneksel Çin kültürünü yok etmek için “Büyük Kültür Devrimi”ni başlatmıştır. ÇKP, komünist şeytani mezhebi altında Çin’i tek tipleştirmeye muktedir olmuş ve herkesin Kızıl Kitabı okuduğu, “sadakat dansı” yaptığı ve “sabah kalktığında Parti’nin talimatlarını sorduğu ve akşam da Parti’ye rapor verdiği” bir durum yaratmayı başarmıştır. Mao ve Deng’in yönetiminden sonraki süreçte, ÇKP, Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü’ye inanan geleneksel bir kendini geliştirme uygulaması olan Falun Gong’un kitleler için kendisiyle yarıştığını iddia etmiş ve böylece Falun Gong’u yok etmeyi planlamıştır. Bu yüzden, Falun Gong için bugüne kadar süren soykırım gibi bir kovuşturma başlatmıştır.

2.Lidere Tapınmayı Teşvik Etme ve Üstünlükçü Görüşler

Marx’tan Jiang Zemin’e bütün Komünist Parti liderlerinin portreleri tapılması için göze çarpan bir şekilde sergilenmektedir. Komünist Parti liderlerinin mutlak otoriteleri her meydan okumayı yasaklamaktadır. Mao Zedong “kızıl güneş” ve “büyük kurtarıcı” olarak göklere çıkarılmıştır. Parti onun yazıları hakkında utanmazca “onun bir cümlesi 10.000 sıradan cümleye eşittir” demiştir. “Sıradan bir parti üyesi” olarak Deng Xiaoping, Çin politikası üzerinde bir derebeyi gibi hakim olmuştur. Jiang Zemin’in “Üç Temsil”i noktalama da dahil olmak üzere 40 karakterden sadece biraz fazladır, fakat ÇKP Dördüncü Tam Oturumu onun “sosyalizm nedir, nasıl kurulmalıdır, biz nasıl bir parti inşa ediyoruz ve parti nasıl inşa edilmelidir gibi sorulara yaratıcı cevaplar sağladığını” söyleyerek onu yüceltmiştir. Parti ayrıca “Üç Temsil” düşüncesi hakkında, bu durumda onunla aslında alay etmesine rağmen, utanmazca onun Marksizm-Leninizm’in, Mao Zedong Düşüncesi’nin ve Deng Xiaoping’in Teorisi’nin bir devamı ve gelişmesi olduğunu söylemiştir.

Stalin’in vahşice masum insanların kanını dökmesi, Mao Zedong tarafından başlatılan ve korkunç bir felakete neden olan “Büyük Kültür Devrimi”, Deng Xiaoping’in Tiananmen Katliamı için verdiği emir ve Jiang Zemin’in devam eden Falun Gong kovuşturması, Komünist Parti’nin geleneksel inançlara aykırı diktatörlüğünün korkunç sonuçlarıdır.

Bir taraftan, ÇKP, Anayasası’nda “Çin Halk Cumhuriyeti’nin bütün iktidarı halka aittir. Halkın devlet iktidarını kullandığı organlar Ulusal Halk Kongresi ve değişik seviyelerdeki yerel halk kongreleridir.” “Hiçbir örgüt ya da birey Anayasa ve yasa üzerinde olma ayrıcalığına sahip olamaz” demektedir [2]. Diğer yandan, ÇKP Tüzüğü, hem ülkeyi hem de halkı önemsemeyerek, ÇKP’nin Çin özellikli sosyalist neden için liderliğin merkezi olduğunu belirtmektedir. Ulusal Halk Kongresi’nin Daimi Komitesi’nin başkanı, bütün ülkede, Ulusal Halk Kongresi’nin yani devlet iktidarının en yüksek organının, ÇKP’nin liderliğine tabii olmasını öne süren “önemli konuşmalar” yapmıştır. ÇKP’nin “demokratik merkeziyetçilik” ilkesine göre, bütün parti, Parti merkez Komitesi’ne riayet etmelidir. Derinine inersek, Ulusal Halk Kongresi’nin gerçekten ısrarla üzerinde durduğu şey, sonrasında yasama biçimi olarak korunan Genel Sekreterlik diktatörlüğüdür.

3. Şiddetle Beyin Yıkama, Zihin Kontrolü, Sıkı Örgütlenme ve Bir Kere İçeriye Alındıktan Sonra Terk Edememe

ÇKP örgütü aşırı sıkıdır: partiye girebilmek için iki parti üyesinin referansı gereklidir; yeni üye içeri alındıktan sonra partiye sonsuza dek sadık kalacağına dair yemin etmelidir; parti üyeleri üyelik aidatı ödemelidir, örgütsel etkinliklere katılmalıdır ve politik grup çalışmalarında rol almalıdır. Parti örgütleri hükümetin her kademesine girer. Her bir köyde, şehirde ve semtte temel ÇKP örgütleri vardır. ÇKP sadece kendi üyelerini ve parti işlerini değil, aynı zamanda üye olmayanları da denetlemektedir, çünkü bütün rejim “Parti’nin liderliğine tabi olmalıdır.” Sınıf mücadelelerinin yürütüldüğü yıllarda, ÇKP dininin “rahipleri” yani, bütün kademelerdeki parti sekreterleri, sıklıkla insanları disiplin altına almaktan başka bir şey bilmemişlerdir.

Parti toplantılarında “eleştiri ve öz eleştiri” parti üyelerinin zihinlerini kontrol etmek için yaygın ve sürekli olarak kullanılan bir araçtır. Varlığı süresince, ÇKP “Parti üyelerinin arındırılması”, “Parti ortamının arıtılması”, “hainlerin yakalanması”, “Anti-Bolşevik kurulların tasfiye edilmesi (AB Kurulları) [3]” ve “Parti’nin disiplin altına alınması” için periyodik olarak “parti doğasının hissedilmesini” test eden­­­­- yani, şiddet ve terör kullanarak Parti üyelerinin Parti’ye bağlılığını test eden ve böylece onların her adımda bunu daima yerine getirmesini temin eden - çok sayıda politik hareket başlatmıştır.

ÇKP’ne katılmak, ruhun ve bedenin satıldığı geri dönüşü olmayan bir anlaşma imzalamak gibidir. Ulusun yasalarından her zaman üstün olan Parti kurallarına göre, Parti isterse her hangi bir parti üyesini çıkarabilir, fakat tek bir parti üyesi şiddetli cezalara uğramadan ÇKP’den ayrılamaz. Parti’den ayrılmak sadakatsizlik olarak düşünülür ve korkunç sonuçlar getirir. ÇKP mezhebinin mutlak yönetimi ele aldığı Büyük Kültür Devrimi sırasında, herkes bilirdi ki Parti bir kişiyi ölü istiyorsa, o kişi yaşayamaz; diri istiyorsa, o kişi ölemezdi. Eğer bir kişi intihar etmeye kalkarsa, “suçunu halkın cezalandırmasından korktuğu” yaftası yapıştırılır, aile üyeleri işbirliği yapmakla suçlanır ve cezalandırılırdı.

Parti içindeki karar süreci kapalı bir kutudur, çünkü parti içi mücadeleler her zaman mutlak bir gizlilik içinde tutulmalıdır. Parti belgelerinin hepsi çok gizlidir. İşlediği suçların ortaya dökülmesinden korkarak, ÇKP muhaliflerini sık sık “devlet sırlarını açığa vurmak”la suçlar.

4. Parti İçin Şiddete, Kıyıma ve Kendini Feda Etmeye Zorlama

Mao Zedong “Devrim bir akşam yemeği değildir yada bir deneme yazmak yada bir resim çizmek, yada nakış işlemek değildir; o bu kadar ince, bu kadar sakin ve yumuşak, bu kadar ılımlı, kibar, nazik, dizginlenmiş ve bağışlayıcı değildir. Devrim bir ayaklanmadır, bir sınıfın diğerini devirdiği şiddet hareketidir” demiştir. [4]

Deng Xiaoping “20 yıllık istikrar karşılığında 200.000 insanı öldürmeyi” tavsiye etmiştir.

Jiang Zemin “Onları [Falun Gong uygulayıcıları] fiziksel olarak yok edin, ünlerine leke sürün ve finansal olarak çökertin” diye buyurmuştur.

ÇKP şiddeti desteklemektedir ve önceki politik hareketleri boyunca sayısız insan öldürmüştür. İnsanlara düşmanlarına karşı “şiddetli kış kadar soğuk” davranmalarını öğretmiştir. Kırmızı bayrak “şehitlerin kanıyla boyanmış” olduğu için kırmızı olarak algılanmalıdır. Parti kırmızıya kana ve kıyıma bağımlı olduğu için tapmaktadır.

ÇKP insanları kendilerini Parti için feda etmeleri konusunda cesaretlendirmek için “kahraman” örnekleri sergilemektedir. Zhang Side afyon üretmek için bir ocakta çalışırken öldüğünde, Mao Zedong onun ölümünü “Tai Dağı kadar yüksek” olarak övmüştür. [5] O çılgın yıllarda, “Ne zorluktan ne de ölümden kork” ve “Acı fedakarlık gözü pek azmi kuvvetlendirir; biz yeni göklerde güneşi ve ayı parıldatmaya cesaret ederiz” gibi “cesurca sözler” aşırı bir maddi kaynak sıkıntısının ortasında tutkuya biçim vermiştir.

1970’lerin sonunda, Vietnam’a asker yollamış ve ÇKP tarafından gelişmesi sağlanan ve ağza alınmayacak suçlar işleyen Khmer Rouge rejimini devirmiştir. ÇKP öfkelense de, Çin ve Kamboçya ortak bir sınırı paylaşmadıkları için Khmer Rouge’u desteklemek için asker gönderememiştir. Bunun yerine, ÇKP Vietnam’ı cezalandırmak için “kendini müdafaa” adı altında Vietnam’a karşı Çin-Vietnam sınırında bir savaş başlatmıştır. Komünist partiler arasındaki bu mücadele için on binlerce Çinli asker kanlarını ve hayatlarını feda etmiştir. Onların ölümlerinin aslında toprakla ya da egemenlikle bir ilgisi yoktur. Yine de, birkaç yıl sonra, ÇKP rezil bir şekilde bu kadar çok saf ve genç hayatın anlamsız feda edilişini saygısızca “İnce tavır kanla boyandı” şarkısını ödünç alarak “devrimci kahraman ruh” olarak anıtlaştırmıştır. 1981’de 154 Çin şehidi Guangxi Eyaleti’ndeki Faka Dağı’nı yeniden ele geçirirken ölmüştür, fakat ÇKP, Çin ve Vietnam sınırı çizildikten sonra onu kayıtsızca Vietnam’a geri vermiştir.

2003 başında SARS’ın önüne geçilemez bir şekilde yayılması insanların hayatlarını tehdit ettiğinde, ÇKP kolayca pek çok genç bayan hemşire almıştır. Bu kadınlar hemen SARS hastalarına bakmaları için hastanelere kapatılmıştır. ÇKP “Ne zorluktan ne de ölümden kork” sözünün “görkemli görüntüsü”nü yaratmak için genç insanları en tehlikeli ön saflara itmektedir. Her nasılsa, ÇKP’nin bugünkü 65 milyon parti üyesinin geri kalanının nerde olduğu ve onların görüntüsünün Parti’ye ne getirdiği konusunda hiçbir açıklaması yoktur.

5. Tanrı İnancını İnkar Etme ve İnsan Doğasını Boğma

ÇKP ateizmi desteklemektedir ve dinin insanları zehirleyen “manevi afyon” olduğunu öne sürmektedir. Gücünü Çin’deki bütün dinleri bastırmak için kullanmış ve sonra ülkenin mutlak yönetimini ÇKP mezhebine vererek kendisini tanrılaştırmıştır.

ÇKP dini baltalarken aynı zamanda geleneksel kültürü de yok etmiştir. Geleneğin, erdemin ve ahlak kurallarının feodal, batıl ve gerici olduğunu ileri sürmüş ve onları devrim adı altında yok etmiştir. Büyük Kültür Devrimi sırasında, evli çiftlerin birbirlerini suçlaması, öğrencilerin öğretmenlerini dövmesi, babalar ve oğulların birbirlerine sırtlarını dönmeleri, Kızıl Muhafızların masumları sebepsizce öldürmesi ve isyancıları dövmesi, parçalaması ve yağmalaması gibi yaygın çirkin olaylar Çin geleneklerini çiğnemiştir. Bunlar ÇKP’nin insan doğasını boğmasının doğal sonuçlarıdır.

Kendi rejimini kurduktan sonra, ÇKP azınlıkları kurdukları zengin ve renkli kültürlerini hiçe sayarak komünist liderliğine bağlılıklarını ilan etmeye zorlamıştır.

4 Temmuz 1989’da, sözde “Halkın Kurtuluşu Ordusu” Pekin’de bir çok öğrenciyi katletmiştir. Bu, Çin halkının Çin’in politik geleceğine olan umudunu tamamen kaybetmesine neden olmuştur. Bundan sonra, tüm halk dikkatini para kazanmaya çevirmiştir. 1999’dan bugüne kadar, ÇKP “ Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü”ye karşı tavır alarak ve böylece ahlaki standartlarda hızlı bir düşüşe neden olarak vahşice Falun Gong’a zulmetmektedir.

Bu yeni yüzyılın başlangıcından beri, [vurguncularla gizli bir anlaşma içinde olan yozlaşmış ÇKP yetkilileri tarafından] yeni bir yasadışı toprak çevirme [6] mali ve maddi kaynakların ele geçirilmesi dizisi pek çok insanı yoksul ve evsiz bırakmaktadır. Haksızlığa uğrayarak hükümete başvuran kişilerin sayısı keskin bir şekilde artmakta ve sosyal çatışma yoğunlaşmaktadır. Polisin ve silahlı kuvvetlerin şiddetli bir biçimde bastırdığı büyük ölçekli protesto gösterileri sıklaşmıştır. “Cumhuriyet”in faşist doğası fark edilir hale gelmiş ve toplum ahlaki vicdanını kaybetmiştir.

İnsanlar bugün hayat kadınlarıyla değil de yoksullarla alay ederken geçmişte Çin yurttaşları namuslu olmayı her şeyin üstünde tutmuşlardır. Çin’de insan doğasının ve ahlakının yok edilmesinin tarihi aşağıdaki şiirsel öyküde canlı olarak gösterilmektedir:

“50lerde insanlar birbirlerine yardım etti,
60larda insanlar birbirleriyle uğraştı,
70lerde insanlar birbirlerini dolandırdı,
80lerde insanlar sadece kendisini önemsedi,
90larda insanlar karşısına çıkan herkesten faydalandı.”

6. İktidarın Askeri Yöntemlerle Ele Geçirilmesi, Ekonominin Tekelleştirilmesi ve Vahşi Politik ve Ekonomik Hırslar

ÇKP’ni kurmanın tek amacı askeri kuvvetle iktidarı ele geçirmek ve sonra devletin planlanmış bir ekonomi içerisinde tekelleri elinde tuttuğu devlet mülkiyeti sistemini oluşturmaktır. ÇKP’nin vahşi hırsı, basitçe para biriktiren sıradan şeytani mezhepleri çok çok aşmıştır.

Komünist Parti tarafından yönetilen bir sosyalist kamu mülkiyeti ülkesinde, büyük bir gücü elinde bulunduran Parti örgütleri, yani, Parti Komiteleri ve çeşitli seviyelerdeki şubeler normal devlet altyapısını yüklenmiştir ya da sahiptir. Parti örgütleri devlet mekanizmasını kontrol eder ve doğrudan hükümetlerin bütçelerinden farklı seviyelerde fon sağlar. ÇKP bir vampir gibi ulustan çok büyük bir miktarda para emmiştir.

II. ÇKP MezhebininVerdiği Büyük Zarar

Aum Shinri Kyo’nun (En Yüksek Hakikat) sarin sinir gazıyla insanları öldürmesi, Güneş Tapınağı’nın intiharla göğe yükselmesi ya da Jim Jones’un “Halkın Tapınağı”nın 900 müridinin toplu intiharı gibi olaylardan bahsedildiğinde, herkes korku ve nefretle titrer. Fakat ÇKP bin kez daha kötü suçlar işleyen, sayısız hayata zarar veren şeytani bir mezheptir. Bu yüzden sıradan mezheplerin sahip olmadığı aşağıdaki kendine has özelliklere sahiptir.

Şeytani Mezhep Bir Devlet Dini Haline Gelmiştir

Çoğu ülkede, eğer bir dini kabul etmezseniz, hala bu dinin literatürünü okuma ya da ilkelerini dinleme zorunluluğu olmadan mutlu bir hayat sürdürebilirsiniz. Fakat Çin topraklarında, ÇKP iktidarı ele geçirdikten sonra bu şeytani mezhebi bir devlet dinine çevirdiği için, bir kişinin ÇKP mezhebinin öğretilerine ve propagandasına sürekli olarak maruz kalmadan yaşaması imkansızdır.

ÇKP politik vaazlarını vermeye anaokulu ve ilkokuldan başlamaktadır. Bir kişi Politik Sınavı geçmeden yüksek öğrenimine devam edemez yada terfi edemez. Politik Sınav’ın hiçbir sorusu bağımsız düşünceye izin vermez. Sınava girenler ÇKP’nin standart cevaplarını ezberlemek zorundadırlar. Talihsiz Çinliler ÇKP’nin vaazlarını gençken bile tekrar etmek ve beyinlerini tekrar tekrar yıkamak zorundadırlar. Bir memur hükümette daha yüksek bir mevkiye terfi ettirileceğinde, ÇKP üyesi olsun olmasın, Parti Okulu’na devam etmek zorundadır. Parti Okulu’ndan mezun olma gereklerini yerine getirmeden terfi ettirilmemektedir.

Komünist Parti’nin devlet dini olduğu Çin’de, farklı görüşlerden grupların varlığına izin verilmemektedir. ÇKP tarafından göstermelik bir şekilde kurulan “demokratik partiler” ve yeniden biçimlendirilmiş “Üç-Kendi Kilisesi” (yani, kendi kendini yönetme, kendi kendini destekleme ve kendi kendini çoğaltma) resmi olarak ÇKP’nin liderliğini tanımak zorundadır. ÇKP’ne sadakat, ÇKP’nin mezhepsi mantığına göre, herhangi başka bir inancı göz önünde bulundurmadan önce birincil önceliktir.

Sosyal Kontroller Aşırıya Kaçmaktadır

Bu kötü ruhlu mezhep bir devlet dini haline gelmiştir, çünkü ÇKP tam bir sosyal kontrole sahiptir ve bireyleri özgürlükten yoksun bırakmıştır. ÇKP, özgürlüğün bir temeli olan özel mülkiyetten insanları mahrum bıraktığından bu yana, eşi görülmemiş bir kontrol uygulamaktadır. 1980’lerden önce kentsel alanlarda yaşayan insanlar sadece Parti-kontrollü teşebbüslerde çalışarak hayatlarını kazanmaktaydılar. Kırsal alanlarda çiftçiler Parti’nin komünlerine ait çiftliklerde yaşamak zorundaydılar. Kimse ÇKP’nin kontrolünden kaçamazdı. Çin gibi sosyalist bir ülkede Parti örgütleri- merkezi hükümetten köyler ve yöreler dahil toplumun her seviyesinin köklerine kadar- her yerdedir. Parti komiteleri ve her seviyedeki şubeler sayesinde, ÇKP toplum üzerinde mutlak bir kontrol sağlamıştır. Böyle bir katı kontrol bireysel özgürlüğü tamamen baltalamaktadır- hareket özgürlüğü (konut kayıt sistemi), konuşma özgürlüğü (500.000 sağcıya ÇKP tarafından işkence edilmiştir, çünkü serbestçe konuşmuşlardır), düşünce özgürlüğü (Lin Zhao ve Zhang Zhixin [7] ÇKP hakkında şüpheleri oldukları için öldürülmüşlerdir) ve bilgi edinme özgürlüğü (yasak kitapları okumak yada “düşmanların radyo istasyonları”nı dinlemek yasadışıdır; internet de izlenmektedir.)

ÇKP’nin şu anda özel mülkiyete izin verdiği söylenebilir, fakat unutulmamalıdır ki bu reform ve açıklık politikası sadece sosyalizmin insanların yiyecek yemek bulamadıkları ve ulusal ekonominin çökmenin eşiğine geldiği noktada zorunlu olarak gerçekleşmiştir. ÇKP kendisini yok olmaktan korumak için bir geri adım atmalıydı. Ne var ki, reform ve açıklıktan sonra bile ÇKP halk üzerindeki kontrolünü hiçbir zaman esnetmemiştir. Falun Gong uygulayıcılarına karşı devam eden vahşi kovuşturma sadece Komünist Parti tarafından kontrol edilen bir ülkede vuku bulabilirdi. ÇKP istediği gibi ekonomik bir dev olabilse, Çin halkı üzerindeki kontrolünü yoğunlaştırmak isteyeceği kesindir.

Şiddeti Savunmak ve Hayatı Küçümsemek

Neredeyse bütün kötü mezhepler müritlerini kontrol eder ve dış baskılara şiddet kullanarak direnir. Fakat, çok azı ÇKP’nin aldırmadan kullandığı şiddet araçlarına başvurmuştur. Bütün dünyadaki kötü mezheplerin sebep olduğu ölüm sayısının toplamı bile ÇKP tarafından öldürülen insan sayısı ile karşılaştırılamaz. ÇKP mezhebi insanlığı amacını gerçekleştirebilmek için sadece bir araç olarak görmektedir, öldürmek de bu amaca hizmet eden başka bir araçtır. ÇKP’nin destekçileri, üyeleri ve liderleri dahil herkes onun zulmünün hedefi olabilir.

ÇKP, Komünist Parti’nin vahşiliğinin ve hayata olan saygısızlığının tipik bir örneği olan Kamboçya Khmer Rouge’un gelişmesine yardımcı olmuştur. Mao Zedong’un öğretilerinden ilham alarak ve kılavuzluğundan yararlanarak, üç yıl sekiz aylık hakimiyeti sırasında, Pol Pot tarafından yönlendirilen Kamboçya Komünist Partisi iki milyon insanı- bu küçük ülkenin bütün nüfusunun dörtte biri- “özel mülkiyet sistemini ortadan kaldırmak” için kesmiştir. Ölenlerin 200.000’den fazlası Çin kökenlidir.

Komünist Parti tarafından işlenen suçları anmak ve kurbanların hatırlanmasını sağlamak için Kamboçya, Khmer Rouge’un rezilliklerinin belgelendiği ve sergilendiği bir müze kurmuştur. Müze daha önce bir Khmer Rouge hapishanesiydi. Başlangıçta bir lise olan bina, Pol Pot tarafından vicdan mahkumlarıyla özel olarak ilgilenmek için kullanılan S-21 Hapishanesi’ne dönüştürülmüştür. Pek çok entelektüel buraya kapatılmış ve ölene kadar işkence görmüştür. Hapishane binaları ve çeşitli işkence aletlerinin yanında kurbanların öldürülmeden önce çekilen siyah-beyaz fotoğrafları da sergilenmektedir. Belgelenen pek çok korkunç işkence vardır: boğazlar kesilmiş, beyinler delinmiş, bebekler yere atılmış ve öldürülmüş, vs. Bütün bu işkence yöntemleri, söylentilere bakılırsa ÇKP’nin Khmer Rouge’u desteklemek için gönderdiği “uzmanlar ve teknik profesörler” tarafından öğretilmiştir. ÇKP hatta, dökümantasyon ya da eğlence için, mahkumların öldürülmeden önce fotoğraflarını çekmekte uzmanlaşmış fotoğrafçıları bile eğitmiştir.

Tam olarak bu S-21 Hapishanesi’nde, Kamboçya Komünist Partisi’nin liderleri için besleyici yemekler yapmak amacıyla insanların beyinlerini çekip çıkaran bir kafa-delici makine icat edilmiştir. Vicdan mahkumları kafa-delici makinenin önünde bir sandalyeye bağlanmaktadır. Kurban aşırı derecede korkmuş bir halde otururken, hızla dönen delici matkap kafanın arkasından hızla girip kurban ölmeden önce hızlı ve etkili bir biçimde beyini çekip çıkarmaktadır.

III. Komünist Parti Mezhebinin Doğası

Komünist Parti’yi bu kadar zorba ve kötü yapan nedir? Bu Komünist Partisi hayaleti dünyaya, tüyler ürpertici bir misyonla gelmiştir. Komünist Manifesto’nun sonuna doğru çok ünlü bir paragrafı vardır,

Komünistler görüşlerini ve amaçlarını gizlemeyi küçük görürler. Onlar amaçlarına sadece varolan bütün sosyal koşulların fiziksel güç kullanılarak devrilmesiyle ulaşabileceklerini ilan ederler. Bırakın yöneten sınıf Komünist Devrim karşısında korkuyla titresin. İşçi sınıfının zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Karşılarında yenilecek bir dünya vardır.

Bu hayaletin misyonu, eski dünyayı paramparça etmek, “özel mülkiyeti ortadan kaldırmak”, “burjuvazinin karakterini, bağımsızlığını ve özgürlüğünü yok etmek”, sömürüden kurtarmak, aileleri ortadan kaldırmak ve işçi sınıfının dünyayı yönetmesini sağlamak için şiddet kullanarak insan toplumuna açıkça meydan okumaktır.

“Dövmeye, parçalamaya ve soymaya” olan isteğini açıkça duyuran bu politik parti, sadece bakış açısının kötü olduğunu inkar etmemekte, aynı zamanda Komünist Manifesto’da kendini beğenmiş bir biçimde “Komünist devrim geleneksel ilişkilerden en radikal biçimde kopmadır; hiç kuşku yok ki onun gelişmesi geleneksel fikirlerden en radikal kopmayı içermektedir” demektedir.

Geleneksel düşünceler nereden gelmektedir? Ateist doğa yasasına göre, geleneksel düşünceler doğal olarak doğanın ve toplumun yasalarından gelmektedir. Onlar evrenin sistematik hareketlerinin sonuçlarıdır. Fakat Tanrı’ya inananlara göre, insan gelenekleri ve ahlaki değerleri Tanrı tarafından verilmiştir. Kaynağı ne olursa olsun, en temel insan ahlaklılığı, davranış kuralları ve iyi ile kötüyü birbirinden ayırma standartları göreceli olarak değişmezdir. Eğer insanoğlu ahlak kurallarını ve iyi ile kötüyü yargılama standartlarını kaybederse, bir hayvana dönüşmez mi? Komünist Manifesto “geleneksel fikirlerden temel olarak kopacağını” ilan ettiğinde, insan toplumunun normal varlığının altındaki temeli tehdit etmektedir. Komünist Parti insanoğluna yıkım getiren kötü bir mezhep haline gelmeye kararlıdır.

Komünist parti için yol gösterici ilkeleri ortaya koyan bütün Komünist Manifesto belgesi, aşırı beyanlarla doludur, fakat içinde en küçük bir nezaket ve hoşgörü yoktur. Marx ve Engels dialektik materyalizmle sosyal gelişmenin yasasını bulduklarını düşünmüşlerdir. Bu nedenle, ellerindeki “hakikat”le her şeyi sorgulamış ve her şeyi inkar etmişlerdir. Komünizmin illüzyonlarını insanlara inatçı bir şekilde zorla kabul ettirmişler ve varolan sosyal yapıları ve kültürel temelleri yok etmek için şiddet kullanmayı savunmaktan geri durmamışlardır. Komünist Manifesto’nun yeni doğmuş Komünist Parti’ye getirdiği şey, cennetin yasalarına karşı çıkan, insan doğasını öldüren ve kendini beğenmiş, aşırı bencil ve sınırlanmamış olarak ortaya çıkan kötü bir hayalettir.

IV. Komünist Parti’nin Kıyamet Günü Teorisi- Parti’nin Sonunun Gelmesinden Korkmak

Marx ve Engels Komünist Parti’ye kötü bir ruh aşılamışlardır. Lenin Rusya’da Komünist Parti’yi kurmuş ve şiddet kullanarak Şubat Devrimi [8] sonrasında kurulan geçici hükümeti devirmiş, Rusya’daki burjuva devrimini durdurmuş, hükümetin kontrolünü eline almış ve Komünist mezhep için bir basamak sağlamıştır. Fakat, Lenin’in başarısı işçi sınıfının dünyayı yenmesini sağlayamamıştır. Tam tersine, Komünist Manifesto’nun ilk paragrafının söylediği gibi “Eski Avrupa’nın bütün güçleri bu hayaleti kovmak için kutsal bir ittifak içine girmiştir..” Komünist Parti kurulur kurulmaz yaşamını sürdürebilme krizi ile karşılaşmış ve herhangi bir zamanda ortadan kaldırılmaktan korkmuştur.

Ekim Devrimi’nden [9] sonra, Rus Komünistler yada Bolşevikler insanlara barışı yada ekmeği değil sadece vahşice öldürmeyi getirmişlerdir. Ön saflar savaşı kaybetmiş ve devrim toplumdaki ekonomiyi daha da kötüleştirmiştir. Bu sebeple, insanlar isyan etmeye başlamışlardır. İç savaş bütün ulusa hızlı bir şekilde yayılmış ve çiftçiler şehirlere yiyecek sağlamayı reddetmişlerdir. Don Nehri’nin yakınlarında Kazaklar arasında tam bir ayaklanma çıkmış; Kızıl Ordu’yla girdikleri çatışmada vahşice kan dökülmüştür. Bu çatışmada ortaya konan barbar ve vahşi kıyımın doğası, Şolohov’un “Tikhii Don” ve onun diğer Don nehri hikayeleri gibi edebi eserlerde görülebilir. Eski Beyaz Ordu Amirali Aleksandır Vasiliyeviç Kolçak ve General Anton Denikin tarafından yönetilen askerler, bir noktada Rus Komünist Partisi’ni neredeyse devirmiştir. Yeni doğmuş bir politik güç olarak bile, Komünist Parti’ye neredeyse bütün ulus karşı çıkmıştır, çünkü belki de Komünist mezhep halkın kalbini kazanmak için fazla kötüdür.

Çin Komünist Partisi’nin deneyimleri de Rus Komünist Partisi’ninkilere benzemektedir. “Mari Olayı”ndan ve “12 Nisan Katliamı”ndan [10] Çin Komünistleri tarafından kontrol edilen alanlarda beş kez bastırılmaya ve en sonunda 25.000 kilometrelik (15.600 mil) “Uzun Yürüyüş” yapmaya zorlanmaya kadar – ÇKP her zaman ortadan kaldırılma kriziyle karşı karşıya kalmıştır.

Komünist Parti eski dünyayı mevcut bütün araçlarla yok etme kararlılığıyla doğmuştur. Daha sonra kendisini gerçek bir sorunla karşı karşıya bulmuştur: ortadan kaldırılmadan hayatta kalmak. Komünist Parti sürekli olarak bir ölüm korkusu yaşamaktadır. Hayatta kalmak Komünist mezhebin en önemli kaygısı, bütün enerjisini tüketen odak noktası haline gelmiştir. Uluslararası Komünist ittifakının düzensizliği ile ÇKP’nin hayatta kalma krizi kötüleşmiştir. 1989’dan beri sona daha fazla yaklaştıkça ÇKP’nin kendi kıyamet gününün geleceği korkusu da daha gerçek hale gelmiştir.

Çin Komünist Partisi’nin Nasıl Kötü Bir Mezhep Olduğuna Dair-2


16 Temmuz 2009, Perşenbe
Qaraxan
Bu yazı 3661 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.