Makaleler

Komünist Partinin Nasıl Bir Anti-Evrensel Güç Olduğuna Dair-2

III. Cennetle Çatışma, İmanı Bastırma ve Tanrı İnancını Reddetme

Sınırlı Bir Hayat Nasıl Sınırsız Uzay-Zamanı Anlayabilir?

Einstein’ın oğlu Edward bir keresinde ona neden bu kadar ünlü olduğunu sormuş. Einstein, deri bir topun üzerindeki kör bir sineği işaret etmiş ve o, yürüdüğü yolun kavisli olduğunu bilmiyor, fakat “Einstein biliyor” diye cevap vermiş. Einstein’ın cevabı gerçekten derin anlamlar içermektedir. Bir Çin deyişi benzer bir anlamı ifade etmektedir: “Lu Dağı’nın gerçek yüzünü tam olarak bilmiyorsun çünkü dağın üzerindesin.” Bir sistemi anlamak için, onun dışına çıkıp onu dışarıdan gözlemek gerekir. Fakat, insanoğlu evrenin sınırsız uzay-zamanını gözlemek için sınırlı düşünceler kullanarak onun tam doğasını hiçbir zaman anlayamayacaktır ve böylece evren insanoğlu için sonsuza kadar bir gizem olarak kalacaktır.

Bilim tarafından ortaya konamayan alan, doğal olarak “inanç” alanına giren tinsellik ya da metafiziğe aittir.

İnanç, tecrübeyi ve hayatı, uzay-zamanı ve evreni anlamayı kapsayan zihinsel bir etkinliktir, politik bir parti tarafından yönetilebilecek şeylerin ötesindedir. “Bu yüzden Ceasar’a Ceasar’ın olan şeyleri ve Tanrı’ya Tanrı’nın olan şeyleri sun.” [17] Fakat, Komünist Parti, zavallı ve saçma evren ve hayat anlayışına dayalı olarak, kendi teorileri dışındaki her şeye “batıl inanç” adını vermiş ve Tanrı’ya inananları beyin yıkama ve dönüştürmeye tabi tutmuştur. İnancını değiştirmek istemeyenler aşağılanmış ve hatta öldürülmüştür.

Gerçek bilim adamları evren hakkında çok geniş bir bakış açısına sahiptir ve bir bireyin sınırlı fikirleriyle “bilinemez” olan sınırsızı inkar etmezler. Tanınmış bilim adamı Newton, 1678’de yayımlanan ünlü kitabı Matematiğin İlkeleri’nde mekaniğin ilkelerini, gel-git oluşumunu ve gezegenlerin hareketlerini açıklamış ve güneş sisteminin hareketlerini hesaplamıştır. Son derece başarılı olan Newton, tekrar tekrar kitabının sadece görünen olguların bir betimlemesini sunduğunu ve kesinlikle Tanrı’nın evreni yaratmasının gerçek anlamı hakkında konuşmaya cüret etmediğini söylemiştir. Matematiğin İlkeleri’nin ikinci baskısında, inancını ifade ederken Newton şunları yazmıştır: “Bu en güzel güneş sistemi, gezegenler, kuyruklu yıldızlar sadece zeki ve güçlü bir varlığın aklı ve egemenliğiyle sürdürülebilirdi. Kör bir insanın renkler hakkında hiçbir fikri olmaması gibi, biz de her şeyi bilen Tanrı’nın onları hangi biçimde algıladığı ve kavradığı hakkında bir fikir sahibi olamayız.”

Bu uzay-zamanı aşan göksel krallıklar var mı ve Yol’u arayanların kutsal köklerine ve gerçek özlerine dönüp dönemeyecekleri sorularını bir tarafa bırakalım. Bir şeyde hepimiz anlaşabiliriz: Dürüst bir inancın takipçilerinin hepsi iyiliğin iyilik getireceği ve kötülüğün cezalandırılacağı konusundaki nedensel ilişkiye inanmaktadırlar. Dürüst inançlar belli bir seviyede insan ahlakını sağlamada çok önemli bir rol oynamaktadır. Aristoteles’ten Einstein’a kadar pek çok kişi evrende hakim olan bir yasanın varlığına inanmaktadır. İnsanlık hiçbir zaman evrenin gerçeğini çeşitli yollarla araştırmayı bırakmamıştır. Bilimsel araştırmaya ek olarak, neden din ve inanç evrensel gerçeği ortaya çıkarmak için diğer yaklaşımlar olarak kabul edilmesin?

ÇKP İnsanlığın Dürüst İnançlarını Yok Etmektedir

Bütün uluslar tarihsel olarak Tanrı’ya inanmışlardır. Tam olarak Tanrı’ya ve iyi ile kötünün ilahi adaletine olan inançları yüzünden, insanlar kendilerini dizginlemişler ve toplumun ahlaki standardını sağlamışlardır. Bütün zamanlarda ve bütün dünyada batıda ortodoks dinler ve doğuda Konfüçyanizm, Budizm ve Taoizm hepsi insanlara gerçek mutluluğun Tanrı’ya inanmaktan, cennet için ibadet etmekten, merhametli olmaktan, sahip olduğunu sevmekten, Tanrı’nın lütufları için minnettar olmaktan ve diğer insanların nezaketine karşılık vermekten geldiğini öğretmiştir.

Komünizmin yol gösterici dayanak noktalarından biri ateizm olmuştur- Buda, Tao, geçmiş yaşamlar, ölümden sonra yaşam ve ilahi adalet diye bir şey olmadığı inancı. Bu yüzden farklı ülkelerdeki komünistlerin hepsi fakir ve lümpen proletaryanın [18] Tanrı’ya inanmaya ihtiyaç olmadığını, yaptıklarını ödemek zorunda olmadığını, yasalara uyma zorunluluğu olmadığını ve kendi başına hareket etmelerini söylemişlerdir. Tam tersine, onlara zenginlik kazanmak için hile ve zorbalık kullanmalarını salık vermişlerdir.

Eski Çin’de, imparatorların en yüksek soyluluğa sahip olduğu düşünülmüştür yine de onlar kendilerine gökyüzünün oğulları diyerek kendilerini gökyüzünden aşağıda bir yere koymuşlardır. “Gökyüzü’nün iradesi” tarafından kontrol edilen ve dizginlenen imparatorlar zaman zaman kendilerini suçlamak için imparatorluk fermanları yayımlamışlar ve gökyüzüne pişmanlıklarını bildirmişlerdir. Fakat komünistler gökyüzünün iradesini temsil etme yetkisini üzerlerine almışlardır. Yasalar ya da gökyüzü tarafından sınırlandırılmadıkları için her istediklerini yapmakta özgür olduklarını düşünmüşlerdir. Sonuç olarak, dünyada birbiri ardına cehennemler yaratmışlardır.

Komünizmin piskoposu Marx, dinin insanların manevi afyonu olduğuna inanmıştır. İnsanların tanrısallığa ve Tanrı’ya inanacağından ve onun komünizmini kabul etmeyi reddedeceğinden korkmuştur. Engels’in Doğanın Diyalektiği kitabının ilk bölümü Mendeleyev ve grubunun mistisizm çalışmalarının eleştirilerini içermektedir.

Engels, insan rasyonalitesinin yargılanmasından önce Orta Çağ sırasındaki ya da öncesindeki her şeyin varlığını gerekçelendirmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu sözü söylerken, kendisini ve Marx’ı da böyle bir yargılamada yargıç olarak görmüştür. Mikhail Bakunin, bir anarşist ve Marx’ın bir arkadaşı, Marx hakkında şu yorumu yapmıştır: “O İnsanların karşısına Tanrı olmak için çıktı. Tanrı gibi kendisi dışında kimseye tahammülü yoktu. İnsanların kendisine Tanrı’ya taptıkları gibi tapmasını istiyordu ve kendisine idolleri gibi saygı göstermelerini istiyordu. Aksi halde, onları sözlü saldırı ve işkenceye tabi tutacaktı.”

Geleneksel Ortodoks inancı komünist kibrinin karşına doğal engeller çıkarmaktadır.

ÇKP dine çılgınca zulmederken bütün soğukkanlılığını kaybetmiştir. Kültür Devrimi sırasında, çok sayıda tapınak ve cami yerle bir edilmiş ve rahipler sokaklarda aşağılanarak yürütülmüştür. Tibet’te, tapınakların yüzde doksanı zarar görmüştür. Bugün bile, ÇKP ev kiliselerine bağlı on binlerce Hristiyanı hapsederek dini eziyetlerine devam etmektedir. Shanghai’lı Katolik bir din adamı olan Gong Pinmei, ÇKP tarafından 30 yıldan uzun bir süre hapsedilmiştir. 1980’lerde Amerika’ya gelmiştir. 90 yaşının üzerindeyken ölmesinden önceki son isteği “ÇKP, Çin yönetiminden ayrıldığında, mezarımı Shanghai’ya yollayın” olmuştur. İnancı yüzünden 30 yıldan fazla süren münzevi hapis hayatında, ÇKP salıverilmesi karşılığında ona inancını terk etmesi ve ÇKP’nin “Üç-Kendi Yurtsever Komitesi”nin [19] liderliğini kabul etmesi için çok defalar baskı uygulamıştır.

Son yıllarda, ÇKP’nin Falun Gong’un Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü ilkelerini savunan avukatları üzerindeki yasaklamaları, “gökyüzüyle çatışma” öğretisinin bir uzantısı olmuştur, aynı zamanda insanları kendi iradelerine karşı zorlamanın kaçınılmaz bir sonucudur.

Ateist komünistler insanların Tanrı’ya olan inancını yönlendirmeye ve kontrol etmeye çalışmışlardır; onlar cennetle çatışmaktan zevk almışlardır. Saçmalıkları kelimelerle ifade edilemez; kibir ya da küstahlık gibi betimlemeler bunun en küçük parçasını bile göstermeye yetmez.

Sonuç

Uygulamada komünizm bütün dünyada tamamen başarısız olmuştur. Jiang Zemin, dünyadaki son büyük komünist rejimin önceki liderlerinden bir tanesi, Mart 2001’de Washington Post’un dış muhabirlerinden birine, “Gençken komünizmin çok çabuk geleceğini sanıyordum, fakat şimdi böyle hissetmiyorum.” [20] demiştir. Şu anda komünizme gerçekten inananların sayısı çok azdır ve aralarında uzak mesafeler vardır.

Komünist hareket, evrenin yasasını çiğnediği ve gökyüzüne karşı olduğu sürece başarısız olmaya mahkumdur. Böyle bir evren karşıtı güç tabii ki gökyüzünün iradesi ve kutsal ruhlar tarafından cezalandırılacaktır.

ÇKP yaşadığı krizleri, görünümünü sık sık değiştirerek ve son çaresiz hilelerine sıkı sıkıya tutunarak aşmış olsa da, dünyadaki herkes sonunun kaçınılmaz olduğunu görmektedir. ÇKP aldatıcı maskelerini tek tek atarak kendi gerçek açgözlü, acımasız, utanmaz, nefret dolu ve evrene zıt doğasını ortaya koymaktadır. Fakat insanların zihinlerini kontrol etmeye ve insan ahlakını saptırmaya devam etmekte ve böylece insan erdemlerini, barışı ve ilerlemeyi tahrip etmektedir.

Sonsuz evren kendisinde kutsal irade ya da doğanın yasası ve gücü de denebilecek gökyüzünün çürütülemez iradesini taşıyor. İnsanlık sadece gökyüzünün iradesine saygı gösterirse, doğanın gidişatını takip ederse, evrenin yasalarını gözlemlerse ve gökler altındaki bütün varlıkları severse bir geleceğe sahip olacaktır.

Notlar:

 

[17] İncil, Matta, 22:21

[18] Lümpen proletarya, kenar mahalle işçileri tarafından kabaca çevrilmiştir. Bu terim, endüstri merkezlerindeki halkın bir bölümünü oluşturan toplum dışına itilmiş, yozlaşmış ya da yeraltına inmiş kişiler için kullanılmaktadır. Dilencileri, hayat kadınlarını, gangsterleri, haraççıları, dolandırıcıları, adi suçluları, serserileri, kronik işsizleri ya da iş verilemeyecekleri, endüstri tarafından dışarı atılmış kişileri ve her türlü aşağılanmış ya da yozlaşmış öğeleri ve alt sınıfı kapsamaktadır. Bu terim Marx tarafından Fransa’daki Sınıf Mücadeleleri (1848-1850) kitabında icat edilmiştir.

[19] Üç-Kendi Yurtsever Komitesi (ya da Üç-Kendi Yurtsever Kilisesi, ÜKYK) ÇKP’nin yarattığı bir şeydir. “Üç-Kendi”, “ kendi kendini yöneten, kendi kendini destekleyen ve kendi kendini çoğaltan” anlamına gelmektedir. Komite, Çinli Hristiyanların Çin dışındaki Hristiyanlarla bağını koparmasını istemiştir. ÜKYK Çin’deki bütün resmi kiliseleri kontrol etmiştir. ÜKYK’ye katılmayan kiliseler kapanmaya zorlanmıştır. Bağımsız ev kiliselerinin önderleri ve üyelerine işkence edilmiş ve sık sık hapse mahkum edilmişlerdir.

[20] John Pomfret, “Jiang Birleşik Devletleri uyarıyordu- Çin lideri, Tayvan savaş silahları anlaşmasının büyümeyi kışkırtacağını söylüyordu.” Washington Post, 24 Mart 2001.

Jiang Zemin’in ÇKP ile Birlikte Falun Gong’a Nasıl Zulmettiklerine Dair


16 Temmuz 2009, Perşenbe
Qaraxan
Bu yazı 3649 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.