Haberler

Nasıl yardımcı olabiliriz?

“Doğu Türkistan’a, yani siz Uygur Türklerine nasıl yardımcı olabiliriz?” diye soran, düşünen, Dünyanın çok iyi niyetli insanları var, sivil toplum kuruluşları, hatta ülkeler-devletler var…

Allah razı olsun! Tenridağ’da, karanlık rutubet zindanlardaki mücahitlerimiz (ki, oralarda Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için 50 sene hapiste yatmış mücahitlerimiz var, Abdulaziz Mahsum gibi), öyle düşünen insanlar için: “Allah, ne muradı olursa, onu versin!...” diye dua ediyor.

Biz için en iyi yardım: (Mademki sordunuz)

1) “Doğu Türkistan meselesi Çin’in iç işi değildir” demek, yani “Doğu Türkistan meselesi Çin’in iç işidir” dememek.

2) “Doğu Türkistan toprakları, Doğu Türkistan’ındır” demek, yani “Doğu Türkistan toprakları Çin’in toprağıdır” dememek.

 3) Aklı başında bütün Doğu Türkistan halkı bağımsızlık istiyor. Bu yoldaki şehitler kemikleri toplanırsa Tenridağ gibi dağ olur.

Doğu Türkistan bağımsızlığını istemeyenler, Doğu Türkistan halkının temsilcisi olamaz, olsa olsa satılmışların temsilcisi olur.

Biz 1949 yılında bağımsız devlet idik. Stalin ile Mao gizlice anlaşarak bizi bu hale getirdi. Komünizm yok olduğuna göre o iki komünist cellatın anlaşması da yok olması lazım.

Bizim 1949’daki, 1932’inci yılındaki, 1867 senesindeki kurmuş olduğumuz bağımsız devletleri birçok ülke biliyor, elçilikler açılmıştır.

Bu devletleri İngiltere, Türkiye, Rusya, Hindistan, Afganistan gibi ülkeler tanımıştır. Hatta Kaşkariye devleti 1877’inci yılı, İngiltere ve Rusya’nın Çin’e maddi-manevi desteğiyle yıkılmış, yüzbinlerce insanımız Çin cellatları tarafından öldürülmüştür.

Sanırım o, insanların (İngiltere, Rusya) bizim bugünkü halimize vicdanları sızlıyordur. Biz onların BM’de bize şahitlik etmesini istiyoruz.

Çin zalimlerinden başka bütün insanlar ile dost geçinmeyi istiyoruz.

4) Çin zalimleri zengin toprağın tadını aldı. (mesela Doğu Türkistan’da 500 bölgeden petrol çıkıyor, onun sadece bir tanesinde yani Teklimekan’da var olan petrol, bütün Dünya petrolünün 1/3’üdür). Toprak sahiplerinin birisini bile hayatta koyma niyeti yok. Planlı-projeli halde soykırım yapıyor.

2009 katliamını gördünüz… Biz bütün Dünya halkının “soykırımcıya” “soykırımcı” demesini istiyoruz. İşte bu bize büyük yardım.

İnsan haklarını çiğnemekte dosyası kabarık zalim Çin’in “BM’de, üstelik konsey üyeliğinde ne işi var?!” Onun yeri ceza (idam) sandalyesi olmalı.

5) Dertli insanlar, topluluklar, katliama maruz kalanlar… isimleri zikredildiğinde, mesela Filistin… Bosna… Irak… bizim de “Doğu Türkistan” ismimiz zikredilir mi diye kulağımızı dört açarız.

Maalesef hepsinden fazla derdi olan “Doğu Türkistan”ın ismi yok. Öylesine üzülüyoruz ki, kendimizi “ölmeden mezara koydular beni” hissederiz.

6) 2009 katliamından önce Çin zalimleri planlı-projeli halde, her çeşit yöntemler ile Uyguru soykırım yapıyordu ama kapalı kutu gizliyordu. Dünyayı aldatıyordu. Çin’in kendi deyimiyle “Kasap dükkânın içinde köpek eti satıp, dükkân vitrininde koçun kellesini gösteriyor”du.

İnternet zamanında Çin “Ay”ı eteği ile örtemedi. Çin’in gerçek yüzü görüldü, maskesi düştü. Dünya âlem vahşi soykırımı gördü.

Türkiye Başbakanı Sn. Tayyip Erdoğan, adillik ile soykırıma “soykırım” dedi. Allah razı olsun! Bütün dünya devlet başkanları da, keşke Sn. Tayyip Erdoğan gibi olsaydı. Soykırıma soykırım deselerdi… Uygurun eli-ayağı, boynundaki kölelik zinciri kırılmaz mıydı? Uygur halkı hem başka insanlar gibi insani hak-hukuku olan bağımsızlığını ele alamaz mıydı?!

Ne oldu?..

2009-2010 yılları Türkiye geçici konsey üyesiydi BM’de. Erdoğan’ın “soykırım” demesinden hemen sonra Doğu Türkistan meselesini BM’ye resmen ulaştırdı, ortaya koydu. (Allah yüzbin kere razı olsun!)

Zavallı Uygur’un bahtı için (Çin’den kurtulması için) büyük bir fırsat ele geçti. Belki de dünya liderleri “soykırıma” soykırım diyecekti. Soykırım suçlusu cezasını çekecekti, 60 sene kan ağlayan, can çekişmekte olan Doğu Türkistan, yeni hayat bulup yerinden kalkabilecekti. Asırlardır kanayan yarasına merhem bulup, sabah çıkmış güneş gibi gülecekti.

Ne oldu?

Uygurun “lider”leri Dünya Uygur Kurultayı “sözcüleri”: “Otonomiye istiyoruz” diye dünyayı şoke etti.

Vatanda kanları derya olan insanların hiçbirisi otonomiye için ölmemişti. Hepsi Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için ŞEHİT olmuştu.

“Otonomiye istiyoruz” demek; “Doğu Türkistan meselesi Çin’in iç işidir” “Biz Çin’den ayrılmayacağız, bağımsızlık istemiyoruz” “Çin’in iç işlerine kimse karışmasın!” demek oluyordu.

Aynı zamanda (ve her zaman) Çin’de, aynı şeyi söylüyordu: “Doğu Türkistan meselesi benim iç işim, Doğu Türkistan toprakları benim toprağım, iç işlerime kimse karışamaz, karışanın cezasını böyle… böyle veririm…”

Uygur “lider”leri ile Çin liderlerinin sözü bir yerden çıktı.

Bu liderler Uygur halkının bağrından çıkıp uluslararası sahneye çıkmış liderler midir? Eğer öyle olsa, Uygur halkının yürek sözü, maksadı “BAĞIMSIZLIK” sözcüğünü neden söylemediler?

İnsan haklarını çiğnemek ve başka yönlerden soykırımdan (Çin şu an bizde 51 millet var diyor, ama 51 milletin, bayram-seyranda sahnede göstermek için folklor elbisesi var 51 çeşit, o milletlerin yüzde 80’ini asimile ederek, SOYKIRIM yaparak YOK ETTİ). Cinayet dosyası kabarık Çin, hilekarlık oyunu, hokus-pokusları ile BM’de konsey üyesi olurken, (BM’de hem birçok devletlere masa altından sopa gösterip duruyor) ister Avrupa, ister başka kıtalarda bazı devletleri para ile kendine bağlayıp başını döndürürken; Uygurların hür dünyadaki bazı liderlerini (onlar içindeki iradesi acizleri) parmağında oynatamaz mı?!! MESELE BURADA…

Doğu Türkistan davasının, dökülen kanların, tükenmekte olan nesillerin, yok olma tehlikesi denizinin ortasında yalnız kalan soyumuzun, çiğnenen namusumuzun, ayaklar altına alınan insanlık onurumuzun vebali kime?!

Ne biçim “lider”likmiş – o, ölmekte olanı satan.

(Özür dilerim sorumuzdan uzaklaştım…)

Kaşkarlı Mahmut bundan bin sene önce: “Atın renkleri dışında, sırtında; insanın renkleri içerisindedir” demişti.

Kim Çin’e satıldı, renkleri içinde olduğu için ben henüz bilemedim.

Bütün Uygur şahsi menfaatten, vatan-millet menfaatini üstün (yüksek) görmedikçe, soykırım okyanusunda telef olmaktan kurtulmamız zor.

2009’daki fırsatı elden kaçırdığımız için, yıllar geçtikçe pişmanlığımız artıp devam edecek.

Bugünkü dünyamızda her şeyin sahtesi olduğu gibi, mücahitin de sahtesi çıkmış durumda.

Bize yardımcı olmak isteyenlerin, sahte mücahitlerden haberdar olmasını istiyoruz.

Bir fıkra aklıma geldi: 3-5 şeytan hüngür hüngür ağlaşıyormuş. Nasrettin hoca sormuş: “Ne oldu size neden ağlıyorsunuz?”

– İşsiz kaldık, hocam..

– Şeytan nasıl işsiz kalır ya?

– Bizim yapacağımız işlerin hepsini insanlar elimizden aldı, onlar yapıyor. Biz işsiz kaldık işte… 

7) Atın başına sopa ile vursan, bir noktada çember gibi çevrilir zavallı (Çin askerlerinin öylesine dövdüğünü görmüştüm)

Bizim başlar, beyinler 60 senedir sürekli sopa altındalar…

Kusurlarımız çok…

Her konuda yardımlarınızı, yol göstermenizi istiyoruz.

 8) 2009 katliamında, kahraman Türk gazetecileri (medya çalışanları), ölüm kokan Ürümçi sokaklarında çok zorluklar çekti, insanlıktan nasipsiz Çin zalimleri, az kalsın çiğ çiğ yiyecekti gazetecileri. Onlar ölümü hiçe sayıp görevini yaptı, belki de onlar olmasaydı, Çin zalimleri hayatta Uygur bırakmazdı. Dünya olayları bilemezdi. Doğu Türkistan’da bulunan bütün medya çalışanlarına teşekkürler.

Oraya gitmekle bize yardımcı olabilirsiniz. 

15.06.2011

Zeynure İsa


15 Haziran 2011, Çarşanba
Zeynure Öztürk
Bu yazı 3155 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.