Haberler

Oldu da; Ne Oldu?!

Merhum İsa Yusuf Alptekin diyordu: “Doğu Türkistan’daki halkımız büyük çapta bir başkaldırı (isyan) yapmış olsaydı…..”

Biz burada kanuni yollardan, BM gibi yüksek kurumlara delil-ispat kanıtlarımızı göstererek hür dünyada yapmamış gereken işlerin hepsini yaparak, vatanımızı bağımsızlığa kavuşturmuş olurduk… anlamında söylüyordu.

2009 Doğu Türkistan’daki halkımız büyük çapta büyük başkaldırı yaptı.

Gencecik oğlanlar ölüm kusmakta olan namlulara doğru aslanlar gibi koştu, atıldı, önünde arkadaşının vatanı için vatan toprağına düştüğünü gören genç, hiç tereddüt etmeden göğsünü gere gere Çin zalimlerinin ok yağdırmakta olan silahlarına doğru atıldı. Üçüncüsü… yüzüncüsü..

17 yaşlarındaki kızlarımız yüzbinlerce silahlı donatılmış Çin ordusuna karşı tek parmağını havaya kaldırarak: “Git! Defol, kendi ülkene git Çin zalimleri!” “Doğu Türkistan bağımsızdır, bağımsız kalacak!” diye ölümü hiçe sayıp dünya halkını hayran bıraktı.

Elini bastonuna alan nineye ne demeli... Çin tankları önüne yürümedi mi?...

Oradaki her insan diş-tırnaklarına kadar Çin zalimlerinden nefret ediyor. Sabırların sonuna gelindi… Oradaki zulüm, oradaki haksızlık, Çin işkencesi… insanları çileden çıkardı. İnsafsız, insan kalıbından çıkmış Çin zalimleri, Doğu Türkistan’ı bu dünyanın cehennemine çevirdi.

İnsan değil, taşlar bile çatlar, dayanamaz o zulümlere…

İşte çatladı.

Pantolonlarını çıkartan, ellerinde otomatik tüfek, cadde, sokakları dolduran Çin ordusu askerleri, rastgele Uygurları ve ev bastırıp girerek 9 yaş üzeri erkekleri yakaladı, tutuklayıp götürdü…

Ürümçi, Gulca, Kaşgar, Aksu, Hoten, Korla, Altay, Çöçek, Kumul Turpan, Yarkent kan gölü oldu.

Oldu da ne oldu?!?........

Merhum liderin yapmak istediğinin, yani bağımsızlık isteğimizi dünyaya ilan ederek, kanun yollarına başvurarak bağımsızlığımızı elde edebildik mi?

Sene 2009 masum Uygurların kanları derya ve sıcak… Türkiye başkanı sıfatıyla Erdoğan, o soykırıma, “Soykırım” dedi (Allah razı olsun!) başka çok dünya liderlerinin hem bu soykırıma, “soykırım” deme ihtimali var idi. (Çünkü Çin zalimlerinden başka, bütün dünya insanları kalbinde, insani duygular, cümleden adalet anlayışı var.)

Neden dedirtmedik?! (Neden soykırıma “Soykırım” dedirtemedik? Neden soykırım suçlularını cezalandırtamadık? Neden insani haklarımızı, namusumuzu çiğneyen düşmandan söke söke alamadık?!?)

2009, kanlar sıcakken, Türkiye bu olayı BM’ye ulaştırdı (Allah bin kere, yüz bin kere razı olsun!), götürdü.

Biz demiri sıcağında dövmesini bildik mi?

Çin o günlerde (her zamanki gibi) “Doğu Türkistan meselesi benim iç işimdir, kimse karışamaz… Doğu Türkistan toprakları benim toprağımdır…” diye bağırmaya başladı.

Uygur’un bazı lider sözcüleri ne dedi?

“Bağımsızlık istiyor musunuz?” sorusuna “evet istiyoruz” yanıtı veremedi!

Hatta “Aptonomiye istiyoruz” dedi. Bu demek oluyor ki “Doğu Türkistan meselesi Çin’in iç işidir. Çin’in iç işlerine kimse karışamaz. Doğu Türkistan toprakları Çin’in topraklarıdır. Biz Uygurlar Çin’den ayrılmayacağız, bağımsızlık istemiyoruz…” vesaire vesaire…

Dünya şaşırdı…

Davalı ile davacı aynı fikre gelirse, (son anda kendi aralarında anlaşırsa; avukat, savcı, hakime ne iş düşer??? bilemedim.

(Ya da davacı ile davalı, kendi aralarında anlaşmamış olsa bile, son anda, tesadüfen her ikisi aynı rüyayı görmüş olabilir mi? Ondan da bilgim yok.)

Dünya şaşırdı (bize acıdı mı? Acımaları nefrete mi dönüştü? bilemedim.) 

İlave: 1) Bildiğim bir şey, bütün Uygur’un, bütün enerjisini “Vatanı bağımsızlığa kavuşturma mücadelesine merkezleştirmesi.

2) 2009 katliamından henüz 2 sene geçmedi. Zaman geçtikçe “demiri sıcağı sıcağına dövme”diğimize pişmanlığımız arta arta devam edecek…

19.05.2011

Zeynure İsa


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 3419 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.