Haberler

Uygur’un Bağımsızlığından Kim Zarar Görebilir?

Uygur’un bağımsız devlet kurmasından, bir tek Çin’den başka hiçbir ülkeye zerre kadar zarar gelmez (zarar görmez), hatta fayda görür.

Öyleyse,

1) Uygur “liderler” toplanıyor (toplantıya çağrılıyor), değişik ülke değişik yerlerde kur veriliyor. Kursta: “Bağımsızlık istemeyen Çin’den, Aptonomiye (demokrasi) isteyin” dersleri veriliyor.

Bir yandan Çin sinsi soykırıma hız veriyor… “Liderler” terbiyelenerek Doğu Türkistan’a ulaşana kadar Çin, o biçare masum insanları öldürüp soyunu bitirirse, bu liderler “kuru deryaya mirap” susuz, boş, nehir yatağına “su başı” mı olacak?

“Bağımsızlık istemiyoruz, demokrasi istiyoruz, Aptonomiye istiyoruz” demek, bana göre Çin’e “Biz Uygurları sandık içine kapattık, buyrun alın, sandık anahtarını, sayın Çin yetkilisi” demek olmaz mı?!

O zaman Doğu Türkistan işi “Çin’in iç işi” olacak. Liderler imzayı attıktan sonra bu işe dünyada kimse karışamaz. Tianmin meydanında 4 bin öğrencisini Çin, tanklar ile ezdi, kıyma yaptı. Kim karışabildi?

Davamızın kanuni yollarını, kendi ellerimizle kapatmayalım. Belki de Uygur “lider”lerine kurs verenler, Çin ile ilişkisi yok, iyi niyetli, iyi fikirli insanlar, belli tecrübelerine dayanak iyi niyetten yol gösteriyordur.

Ama “Dumanın acısını baca bilir.” Biz Uygurlar şu an bir ejderhanın ağzına çok yakın duruyoruz, kanuni yoldan atılan bir imza ya hayatımız olur ya da ölümümüz.

“Liderler” “ustalara” durumumuzun başkaların durumundan farklı olduğunu, hassasiyetini, özelliğini iyice anlatması lazım.

Çinliler küçücük beyinleri ile başkaları taşları sayana kadar, kumları sayıp bitirmeye başladı. Üstelik onlar soykırımda çok tecrübelidir. Çin’de 51 millet var diyor, ama 51 milletin folklor elbiseleri vardır, milletleri asimile ederek bitirdi.

Usta oyuncu, bazen kendisi oynamaz, başkalarını çok iyi oynatır, bazen hatta perde arkasında kendisini göstermez.

Minareyi çalarken kılıfını hazırlar. Soykırımı bile kanuna uydurarak “Bu benim iç işim, hiç kimse benim iç işime karışamaz” diyerek yapmak istiyor. 

İlave: 1) Hür dünyadaki mücahitler, cümleden “liderler”: Doğu Türkistan’da soykırımda kalan, ezilen, ağır baskı altında halkımızın söylemek isteyip söyleyemedikleri, dilleri kesilmiş şehitlerimizin, bağırmak isteyip çaresiz ses çıkaramadıkları “bağımsızlık” arzusunu söylemesi lazım.

2) Bazı Uygur “liderler” diyor ki: “Aptonomiye demokrasi desek (dediğimizde), para veriyor, bağımsızlık dediğimizde para vermiyor.”

– Kim?! soykırımda kalan, biçare insanların temsilcilerini sıkboğaz ederek, para için diz çöktüren kim?!

Doğu Türkistan’da son nefeslerini vermekte olan insanlar, bir gözünden yaş bir gözünden kan akmakta olan insanlar, hür dünyadaki temsilcilerinden, mücahitlerinden ne bekliyor?

Mademki, Doğu Türkistan’ın bağımsız devlet olmasından, Çin’den başka hiçbir devletin zararı yok iken, neden Çin’den başka bütün dünya halkı bizim bağımsızlığımızı desteklemiyor?

– Ne istediğimizi (bağımsızlık isteğimizi) onlara iyice anlatabildik mi?

Kazanda ne varsa kepçeye o çıkar. Bazı liderlerimizin kalbinde bağımsızlık arzusu olsaydı, ağzından o çıkardı.

(Pekin’e gelen uluslararası muhabir, telefonda Almanya’daki bir Uygur “lider”den soruyor:

–İsteğiniz, talebiniz nedir?

Cevaplıyor lider:

– Aptonomiye!

Hey mübarek “lider” aptonomiyeyi Çin’in verdiği 50 sene olmadı mı? Sen nerde kaldın?...

3) Bazı “liderler” bağımsızlık yanlısı mücahitlerimize biraz düşman gözüyle bakmaya başladı. “Falanca bağımsızlık yanlısıdır, dikkat! uzak dur!...”

4) BM’den 63 defa emir çıkmış: “İsrailliler Filistin’den çıkıp git” diye.

Biz neden “Çinliler Doğu Türkistan’dan çıkıp git!” emrini, şu ana kadar bir defa olsa bile çıkartamadık???

Elimizde 1949’da bağımsız devlet olduğumuza dair bütün delil, ispat, kanıtlar olmasına rağmen.

04.04.2011

Zeynure İsa


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 2535 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.