Haberler

Açılamayan Gonca

Bahar günleri açılamadı gonca, yaz hem geldi geçti, sonbahar kar bastı üşüdü, gitti…

Bu dünyayı göremeden, gözlerini açamadan, söz incilerini saçamadan, öbür dünyaya sefer etti.

Yazık!

Hür dünya ile Çin’in, yer ile gök kadar farkı var. Özellikle işgal altındaki Doğu Türkistan’da hiç kimse düşündüklerini söyleyemez, gizlemek zorunda yaşamak için, ömür biter yürek sözünü söyleyecek gününü bekleye bekleye…

Arman ile giderler öbür dünyaya… Onlar aslında dünya insanları gibi yaşamak isterlerdi. Aziz başlarını milyarlarca ayak ile basıp duran Çin zalimlerinden kurtulmak isterdi.

Dertli kalbi bir okyanus, onda fırtına dağ gibi dalgalar, dalgalarda haykıran şavkunlar, sesler: “Vatanım Doğu Türkistan’ıma bağımsızlık!” “İliklerimizi sömüren ejderha git kendi ülkene!”

Ama bunlar kalbindekiler, eğer ağızdan çıksa hemen kelle gider.

Biz hür dünyadaki Uygurlar, Doğu Türkistan’da ağır baskı, ağır zulümdeki can-ciğerlerimizin temsilcisiyiz. Oradaki dili kesilenlerin dili, gözü oyulanların gözü olmalıyız.

Bugün dünyanın her yerinde ömrünü vatanının bağımsızlığı için adayan birçok isimli ve isimsiz kahramanlar var. Fikir üreten, doğru fikir, doğru zikirdekiler var. Dankolar ve danko olmaya hazır olanlar var.

Yunan efsanesi: “Millet zifiri karanlıkta, güneş kayıp, aysız-yıldızsız bitmeyen gece, gece de gece gündüz de gece… insanlar düşüp kalkıp aydınlık arayıp, yol yürümeye çalışıyor, göz gözü görmüyor.

Danko kendi yüreğini (kalbini) söküp çıkartıp, meşale yakarak, insanların yolunu görmesine ışık tutuyor, ama bir yerde kendi ayağı kayarak düşüyor, kalp de elinden fırlayıp düşüyor.

İhtiyatsızın birisi o, kalbi kazayla basıyor, o, kalpten sıçrayan parçalar gökyüzüne ulaşıyor ve yıldızlar olarak parlıyor.

Hür dünyada yaşasa bile, kendi boynunu kölelik ipi ile bağlayıp, ipin ucunu Çin zalimine tutturanlar var. “Uygur dili yok olsa ne olmuş, biz Çin dilinde okuduk, kravat takıp takım elbise giyip yürüyoruz” diyenler var.

“Nice insan gördüm, üstünde ceketi yok,

Nice ceketler gördüm, içinde insan yok”1

1: Mevlana

Hür dünyaya çıkan gençleri, ilgili Uygur yetkililer “siyasetten uzak dur!” tembih edip duruyor. Yine birileri “Doğu Türkistan’daki akrabalarını düşün, sen burada vatan millet davasına yaklaşırsan, Çin’e gittiğinde hayatın tehlikede...” diyip “terbiye” ediyor.

(Halbuki 2009 katliamında düşman: “bunun akrabası siyasete karışmadı” diye özgecilik tanımadan önüne çıkanı öldürmedi mi?! Hatta evinde oturan 9 yaş üzerindeki erkekleri götürüp kesmedi mi?!..)

Böylelikle hür dünyadaki 5 milyon Uygur, şahsi menfaati yolunda koşarsa, milli davamız: “Sen salo, ben salo, ata otu kim salu” haline gelirse soykırımda kalan milletimiz tarihten silinmez mi?..

Hür dünyada hür haykırmadı demek ne demek? Hür dünyada insani hak-hukukunu araman için engel nedir?

Aklın varsa o engelin kökenini bul!

İnsana yakışanı insani hak-hukukunu aramaktır, bağımsızlık isteği hem insan haklarındandır.

Bütün canlılar yer, içer, oynar, zıplar… İnsanları onlardan farklı yapan fikir, düşünce, tefekkür, konuşma… iman, vatan millet şuuru… namus-ahlak anlayışı… vatanı milletinin namusunu, şerefini koruma faaliyetleri…

“Bayrağı bayrak yapan üzerindeki kandır

Uğruna ölecek varsa, o toprağın adı vatandır.”2

2 Mehmet Akif Ersoy

 

Uzaklardan söz etmeyelim, 2009 senesi Doğu Türkistan’da yüzbinlerce kahramanlarımız, canlarımız, ciğerlerimiz şehit oldu.

Türkiye her sene 18 Mart Çanakkale şehitlerini hatırlıyor, 72 milyon insan tek yürek olarak… 96 yıldan bu yana, hep taze tutuyor o olayları, kahraman şehitlerin ruhlarını…

(Dünyada başka milletin ayakları altına düşmeyen, sırtı hiç yere değmeyen bir halk varsa o da Türkiye halkıdır, çünkü bunlarda vatan-millet şuuru yüksektir, konu vatan olunca, başkası teferruattır.)

2009 olayının bir yıllığını hatırlayıp Taksim’e çıkan Uygur sayısından, aynı gün Taksim’e gelen hayvan hakları savunucularının sayısı fazlaydı…

Ürümçi’de hem de katliamdan bir hafta geçer-geçmez diskotekte zıplayan Uygurlar olduğunu duyuyoruz.

Düşman bir yandan katliam bir yandan zayıf noktalarımızı yakalayıp tarihten silmeye çalışıyor.

Aslında Uygur Türkleri akıllı, çalışkan, zeki insanlar

“Ey felek çarkın bozuk,

Kimlere hor ettin beni”

 Dış faktör, coğrafya… çok nedenler mevcut, yine de biz kendimizde arayalım başımıza gelen felaketlerin nedenini…

Aklımızı, varlığımızı, vatan kurtarma işine merkezleştiremiyoruz, enerjimizi doğru yola kullanmıyoruz.

Düşünelim, düşünce ufuklarımızı genişletelim.

Özellikle hür dünyadaki bütün Uygur, Doğu Türkistan’daki ezilmekte, yok olmakta olan halkımızın dili, gözü, sözü olalım… onların yüreğindekileri söylemek isteyip söyleyemediklerini söyleyelim.

Şahsiyetçilikten vatan menfaatini üstün tutmasını öğrenelim. Milli ruhumuzu kaybetmeyelim, manevi miraslarımıza sahip çıkalım.

Şehitlerimizi hatırlamayı, saygı göstermesini bilelim.

Vatan kurtarma yolunda, gonca kalbinizi açırttırın…

26.03.2011

Zeynure İsa


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 2310 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.