Haberler

“Yahşi Cazibe”ye Nazar mı Değdi?

Erman Toroğlu, Hıncal Uluç gibi dev sesler futbolu masaya yatırıyor. Milyonlar ekrana kilitleniyor. Bunun futbol için, ülkemiz için çok yararı oluyor.

Bazı ülkelerde bir film hazırlanarak, seyirci ile yüz yüze görüşmek üzereyken, o konudaki bilginler, dev sesler (Hıncal Uluç’lar) o filmi çok ince detaylarıyla masaya yatırır eleştirirler.

Mesela;

-…Çatal, bıçağın kullanılması, milli ananelerimizi yansıtmıyor.

-Sadece çubuğumuz ile çorba içerek dünya medeniyetinden geri mi görünelim?!

-El ile yemek yemesi gerçi ülkemizde var, ama o manzarayı filmde göstersek, yabancıların ülkemiz insanını aşağılamasına neden oluruz…

Birçok ülke filmden ibaret bu etkileyici teşkilat kuralını (adetini) insanlarını terbiye etme amacı için kullanıyor ve başarı elde etmeye devam ediyor.

Ama bazı ülkelerde film ile para kazanma, komedyenlik reyting ön plandadır.

Gençler özellikle çocuklar bazı film artistlerini çok seviyor, onun gibi olmak istiyor, hatta o artistlerin rol gereği yaptıklarını gerçek hayatta yapanlar oluyor.

Mesela Tarık Akan sevilen aktör. O rol gereği bakkal dükkanında içkiye meyve suyuna su katarsa, her şeye her şey katanlar çoğalıyor (o filmleri eleştirmek haddim değil, lafın gereği söyledim.)

Kızlar Hülya Koçyiğit olmak ister, o eğer bir filmde içkici uyumakta olan kocasını baltayla öldürürse…

Halbuki o kocasını öldürenlerden ders çıkartarak, hiç değilse mahkeme yolunu tutsa..

Gelelim “Yahşi Cazibe”ye.. Ben o filmi çok sevmiştim. Bugünkü hayat gerçekleri vardı filmde. Verdiği mesajlar çok güzeldi. İnsanın ruhuna hitap eden güzel ahlaki fikirleri, milli ruh ile güzel bir çizgide gidiyordu. Oyuncular da rollerin hakkını vererek “aferin” dedirtecek kadar iyi oynuyorlardı. Ta ki börek yedirme sahnesi görünene kadar…

Sinek ne kadar küçük olursa olsun mide bulandırıyor elbette.

Filmlerimizi sadece 72 milyon vatandaşımız gülüp seyretmiyor. Dünya halkı hem görüyor, bizi filmlerimizden tanıyanlar oluyor (iyi ya da kötü).

Kör numarası yapan komşusu, Peker Pekmez’e, Cazibe’nin “kocası” Kemal Bey, hanımının yeni pişirdiği bir böreği yediriyor hem de nasıl?! Kemal Bey çoraplarını çıkartarak o böreğe önce ayak ter kokusunu sindiriyor, yerdeki tozlara hem bulaştırıyor. Yetmedi, burunlarının içindeki pislikleri yapıştırıyor, sürtülmeyecek her yere o böreği sürttükten sonra, komşu polis üstelik kör (numaradan kör) Peker Pekmez’in ağzına tıkıyor (sokuyor).

İğrençliklerin hepsini gören ama kör numarası yapan Peker Pekmez, kirlenmiş pislenmiş böreği (nasıl bir midesi varsa adamın) yiyor…

Olaylar olurken “Vahşi Cazibe” ve Kemal’in arkadaşı Barış’ın tamamen engel olma ihtimali var. Karşı gelerek, bu insanın midesini kaldıran insanlık dışı manzarayı önleme fırsatı, imkanı var idi. Yani insanlık karakterini ortaya koyabilirdi, olmadı. Üç kişi birlikte kör insana pislik yedirdi.

Bu olayı bir Yunanlı yaparsa (Conan isimli bir ülke varsayalım), midesi kalkan insanlar ya da siz:

“Hö… pis Yunanlı! Birbirine bunu yapıyor, yabancılara ne yapmaz ki?! Ben o ülkeye turist olarak hiç gitmem” demez misiniz?...

14.03.2011

Zeynure İsa


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 3093 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.