Haberler

Güçlü, Adil, Temiz BM İstiyoruz. Dünyanın O Büyük Teşkilatında Çin Gibi Şerefsizi İstemiyoruz

Bazen gözyaşı, bazen söz, fikir insanın boğazına düğümleniyor. Ama şu an boğazıma atasözleri düğümlendi. Mesela;

1) Ortada burun olmazsa, o göz, bu gözü yer (Hak, adalet, kanun, yasaların önemi….)

2) Yağ bozulursa tuz koyar, tuz bozulursa ne koyar?

3) Leyla’yı görmek için Mecnun’un gözü lazım.

4) Söz konusu vatan iken her şey teferruattır.

5) Su baştan lay (çamurlu), balık baştan kokar.

6) Mensef, makam, koltuk; dağ başına benziyor. O dağ başına uçan şahin de konar, sürünen yılan da çıkar. (Ejderha Çin, BM’de yüksek makam konsey üyeliğine çıktı.)

7) Baştakiler başını açarsa, ayaktakiler, ayaklarını…. bile açarlar.(ihtiyacı var, muhtaçtırlar)

8) Yiğidi öldür, hakkını ver.

9) Yedi ölç, bir kes.

10) Hak, adalet kuvvetten üstündür.

Bu dünyamızın güçlü bir BM’ye (Birleşik Milletler Teşkilatı’na) ihtiyacı var. Adil, adaletli bir BM’ye ihtiyacı var ve onun güçlü bir NATO gibi orduya ihtiyacı var.

1971’de Rusya’nın yardımıyla bazı ülkelerin oyunu pul ve maddi bir şeyler ile satın alarak BM’ye zar zor giren Çin, bugünlerde BM’nin sözünü dinlemez oldu.

Görevini kötüye kullanarak, masa altından sopa göstererek, bazı devletleri tehdit etmeye başladı: “Sen Uygur’a yardım edersen, ben senin bu.. bu… bu işlerini mahvederim, zarara uğratırım….”

Geçen sene BM’nin Kamboçya’daki kampından, Çin zalimleri 19 masum Uygur’u, akbaba civcivleri yakalamışçasına aldı götürdü.

Bu olay BM’nin prestijini (inabetini) küçük düşürmedi mi?

Sığınmacılar, BM’nin kampında, güven ile sığınamayıp nereye sığınsın?!

Dolar basarak, dolar dağıtarak, bütün sahtekârlık, kanunsuzlukları yaparak, Çin aldı başını gidiyor. İnsanlık adaplarını bile çiğniyor.

Mesela Çin’de insan eti yiyenlerin avukatı kazanıyor. Diyor ki: “Hangi kitap, hangi kanun, hangi maddede, insan eti yemek yasak” diye yazıldı?...

1) Bir insanı öldüreni cezalandırıyoruz. İyi de, 30 milyon Uygur’u yok etmekte olan sinsi ve vahşi soykırımı devam ettirmekte olan Çin zalimlerini neden cezalandırmıyoruz?

Bir dükkanı ya da bir aileyi yağmalayanı cezalandırıyoruz, neden 60 senedir, komşu ülke Doğu Türkistan’ı yağmalayan Çin’i cezalandırmıyoruz?

Saddam’ı kimyasal silah kullandı diye dara astık. Çin zalimleri Doğu Türkistanm’a 46 defa başarılı (çok defa başarısız) atom attı. Zehirlenme Çernobil’inkinden 10 misli fazla… Onbinlerce çocuğun gözleri kör oldu. Hayatta kalanların yüz şekilleri korkunç haller aldı… Yeraltı denemeleriyle deprem yarattı. Tarihi mekânlar kül oldu… söylemekle bitmez zulüm… zoravanlık… katliam….. insanlık suçu…

Neden Hucintaw, Winciabao’u dara asmıyoruz?

2) Kanunlar önünde insanlar eşit olduğu gibi BM’de de devletler eşit olmalıydı, eşit hukuklara sahip olmalıydı.

Nerde eşitlik?! İnsan haklarını çiğnemekte “Şampiyon” soykırımcı, 60 senedir tek bir parti (Çin Komünist Partisi) tarafından idare edilen diktatör devlet; komşu ülke (Uyguriye, Moğol, Tibet) topraklarını ve her şeyini hiç utanmadan benim diyen ejderha-Çin zalimleri, BM’de konsey üyesi (1/5) oldu, dediği dedik, çaldığı düdük oldu.

Avrupa topluluğunda her sene bir ülke Başkan oluyor. BM’de ise 5 büyük ebediyet söz sahibi, konsey üyesi mi oluyor bilemedim.

Ben de bu dünyadaki bir insan olarak insani hak-hukuklarımı kullanarak, haddimi aşmışsam affola!

3) Çin’i çok iyi tanıdığım için, BM’yi, dünyamızın en yüksek teşkilatı bildiğim için, soykırım hançerinin milletimin etinden geçerek kemiğine dayandığını gördüğüm için, bunları yazıyorum.

“Her kişinin derdi varsa,

Ağlasın yar aldı da”

Dertli Uygur, BM’ye derdini söyleyip, ağlamak istiyor, başka tutunacak dalı da yok. Cinayetçi (cani)-Davalı Çin zalimleridir, Davacı Uygur’dur. Savcı, hakim BM’dir. BM de işin başında, cinayetçi (cani-suçlu) Çin savcı cüppesini ya da hakim cübbesini giymiş sinsi gülücüklerini gülerek…

Güler misin, ağlar mısın şu dünyanın bugünkü adaletine!?

“Kime söyleyeyim derdimi?”

4) Doğu Türkistan toprağı Doğu Türkistanlınındır. Yani Yani Uyguriye toprağı Uygur’undur.

Uygurlar Adem ata, Havva ana Tenridağına Cennet’ten indikten bu yana, Tenri dağ boylarında yaşamaktadırlar.

Çinliler, Çin seddini kendi devlet sınırı olarak yapmışlardır, sonra yurduna sığmayıp Çin seddinden batıya doğru toprak kaparak sarı Uygurları asimile etmiştir.

1949’daki Çin-Uygur sınırı, Şinşinşa’dır.

Biz, adil, güçlü, Çin mikrobundan kurtaran temiz bir BM istiyoruz. Ve o BM’nin Uygur’un bağımsız devlet olduğunu itiraf etmesini, destek çıkmasını istiyoruz.

5) BM’den Çin’i kovmasını istiyoruz. Çin yetkililerinin, uluslararası mahkemede yargılanarak dar ağacına asılmasını istiyoruz.

BM’nin Uyguriye’de NATO askerleri bulundurmasını istiyoruz.

BM’nin Doğu Türkistan (Uyguristan) bağımsızlığını desteklemesini istiyoruz.

Dünya devletlerinin, dünya halkının bağımsızlığını desteklemesini istiyoruz. Bütün dünya halkının, Çin ejderhasına karşı işbirliği yapmasını istiyoruz.

“Zalimin zulmü varsa

Mazlumun ahı vardır”

Dünya halkının ve BM’nin, Uygur’un feryadına kulak vermesini istiyoruz.

Çin zaliminden para alarak, bizim haklı davamızı haksız duruma düşüren, yanlış yönlendirenlerin, aklını başına toplamasını istiyoruz.

Çin zalimleri Doğu Türkistan’dan defol!

BM’den defol!

Biz, güçlü, adil, dürüst, çözüm arayan BM istiyoruz. Soykırımda yok olma tehlikesinde kalan, insanları kurtaran, Çin zalimini cezalandırabilen, Çin’den korkmayan, soykırım suçlularını cezalandırabilen bir BM istiyoruz ve o BM’nin soykırımda kalan Doğu Türkistan’a acilen yardımını istiyoruz.

18.01.2010

Zeynure İsa


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 1837 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.