Haberler

60 Yılda Arpa Boyu

(Neden Doğu Türkistan Davası Neticeye Ulaşamıyor? 

Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için kurban olan şehitlerin kemikleri toplanırsa Tenridağ gibi dağ olurdu.1949’dan bu yana hem 240 defadan fazla büyük ayaklanma oldu, hepsi kanlı bastırıldı.
Uygur Türklerinin kanı derya olup aktı.
Baskı çok ağır, hepsi Çin işkencesine mahkûm. İşkence anne karnındayken başlıyor.

Hamile kadınları karga tulumba götürerek karnındaki bebeği alıp yiyorlar Çinliler…

Çocuk yuvasından itibaren Çince başladı. Çiftçilerin senelik geliri 40 dolar. Üç kişi biraraya gelerek konuşursa “Teşkilat kurdun!” diye öldürülüyor.

Yaşamak için yalan söylemek zorundalar… Hepsi Çinlilerden kurtulmak istiyor. Bağımsızlık istiyor ama ağzından çıkardığı an, başları gider… Onlar hür dünyaya çıkabilen hemşolarından çok umutludurlar “bizim çekmekte olduğumuz zulmü, … bağımsızlık isteğimizi hür dünya halkına doğru dürüst anlatırlar..” diye.

Şimdi biz hür dünyada, Doğu Türkistan’ın milli mücadelesini yapanların durumuna gelelim: (Aslında her birine ayrı ayrı şükran borçlarımızı söyleyip, ne kadar teşekkür edersek az, ama ben şu anda sadece, noksan, yetersizlikten bahsetmek istiyorum, çünkü hastalığı gizlersek ölüm aşikârdır.)

1) Milli menfaatten, ideolojini yüksek tutarak, bu davayı yanlış tarihten başlayıp açtık.

Bazı mücahitlerimiz, 1944 senesi kurulan, düşman ile aslanlar gibi savaşan 40 bin kişilik ordusu olan, ve 1949 senesi zafer kazanan, (binlerce şehit vererek) zamanımızdaki bir devlette olması gereken her şeyi varolan, yani bayrağı, dahisi, parlamentosu, sembolü, bankası, parası, damgası, ordusu… varolan Doğu Türkistan Cumhuriyetini, ideoloji yüzünden hiçe sayarak, Birleşmiş Milletler teşkilatına “Birinci Mançuhan, ikinci Mancuhan 1877 senesi bizi bastı, Şinjiang ismini taktı” diye dava açmış.

Gelen cevap, dava çok eskiymiş, neresinden bakılırsa 250-300 seneye yaklaşmış… alıştık onun pençesi altında yatmaya derseniz, sizin bileceğiniz iş. Eğer davamızı sürdüreceğiz derseniz, biz davalara yakından uzağa doğru bakarız. Mesela 3 sene, 5 sene, 30 sene, 60 sene, 100 sene,… 150 sene…”

Bu cevaptan sonra kaptanın hemen rotayı değiştirmesi lazım idi. Maalesef… aradan yarım asıra yakın zaman geçmesine rağmen halâ “lider”lerimiz: “Birinci Mancu han, İkinci Mancuhan” durağında bekliyor.

Halbuki 1933’inci yılı 12 Kasım, Kaşkar’da Sawut Damollam önderliğinde Doğu Türkistan İslam cumhuriyeti kuruldu. Hocaniyaz cumhurbaşkanı oldu, devlet bayrağı, devlet pasaportu, parası… her şey hazırdı.

Türkiye, Hindistan, Afganistan, Rusya gibi devletlere elçiler gönderildi.

Devlet aparadı, devlet siyasi programı, askeri kanunları, ilan edildi.

Çin-Rus işbirliğinde, bu hükümet büyükleri yok edildi. Bazıları Japonya, Türkiye, Hindistan’a kaçtı.

1944 senesi 12 Kasım günü Doğu Türkistan Cumhuriyetinin kurulması bütün dünyaya ilan edildi. Doğu Türkistan milli ordusu kahramanca savaşarak, millet Çin ordusunu tarumar etti.

Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı en çok cellat Stalin’i korkuttu, o asabileşti, çünkü onun kafasında bu gibi binbir tilki dolaşıyordu:

“Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını gören, benim el altımdakiler, yani Tatar, Özbek, Kazak, Kırgız, Azeri, Çeçen, Türkmen… ‘biz de bağımsız olacağız’ diye başımın etini yerse! Ben ne yaparım?!”

“Doğu Türkistan’ı Çin’e versem? Hayır, orası dünyanın en zengin toprağı, olmaz!”

“Doğu Türkistan’ı Sovyetler Birliği’ne katsam o zaman, Uygur baş, Özbek, Tatarsa okol sol kol… onlar hepsi bir kevde, bir bütün insan olarak birleşerek beni tahtım bahtımdan eder!…”

Sonunda Stalin Mao ile anlaşıyor. Stalin Doğu Türkistan’ı Mao’ya, bunun karşılığında Çin Stalin’in eli altına kontrolüne girecek, ebediyen sadık kalacak… Stalin seviniyor Doğu Türkistan’ı Çin’e vermekle bütün sosyal bloğun dizginini tek elimde tuttum... diye.

Mao seviniyor: “Köprüden geçene kadar ayıya, dayı dedim” diye.

Doğu Türkistan milli ordusundan ağır darbe yiyen Milliyetçi Çin’in tarumar ordusunu Çin komünistleri, silahlı çiftçi olarak Doğu Türkistan’ın en güzel yerlerine yerleştirerek maaşlı, silahlı çiftçi yapıyor, onlar her an Doğu Türkistan halkından intikam almaya hazır bekletiliyor.

2) Gelelim davadaki yine bir yanlışlığa, liderimiz “Devleti yok devletler teşkilatında hem de, uzun senelerdir onun liderlerinin birisidir”

Orada ne işimiz var? Biz ne zamandan devleti yok, devlet görmemiş kabile devleti olduk?

Bundan bin sene önce Yusuf has Hacip “Devlet nasıl idare edilmeli?” kitabını yazmadı mı? Milat’tan 7 asır önce Alpertunga önder atamız, Kaşkar’ı merkez seçip devlet kurmadı mı?

Son kurduğumuz devlet Doğu Türkistan cumhuriyetinin dahisi Ahmetcan Kasımi ve onun dava arkadaşlarını, Rus, Çin gizli servisi “uçak kazası” süsü vererek öldürmedi mi?

3) BM, Filistin’den, Yahudilere, duyduğum kadarıyla 64 defa “çık git” emrini vermiş.

Biz haklı davamızı doğru dürüst yapamadığımız için henüz komşu ülke Doğu Türkistan’ı basan Çin zalimine “Çık git” emrini çıkartamadık.

Komünizm yok oldu, ama iki komünist cellat Stalin ile Mao’nun Uygurun boynuna bağladığı kölelik zinciri halâ duruyor.

4) Şu an Doğu Türkistan’da sinsi soykırım yapılıyor. Dünya halkı acıyor bize. Onlar soykırımı, soykırım diye tanımaya hazırlar. Ama bizim “lider”ler otonomiye istiyoruz, demokrasi istiyoruz, Çin’den ayrılmak istemiyoruz, bağımsızlık istemiyoruz diyorlar.

Halbuki Doğu Türkistan’daki halkımızın hepsi Çin’den kurtulmak, bağımsız olmak istiyor (aklını kaybedenlerden başka).

Bizim bazı liderler Çin ile aynı telden çalıyorlar. Çin: “Doğu Türkistan toprağı Çin’indir. Doğu Türkistan meselesi Çin’in iç işidir, hiçbir ülke karışamaz” diyor.

Bazı “lider”ler diyor ki: “Bağımsızlık dersek para vermiyor. Otonomiye dersek para veriyor.”

“Aptonomiye istiyoruz” diyen liderler ile Çin’in sözü bir yerden çıkıyor.

Böylelikle davamız 60 yıldır arpa boyu yol alamıyor.

Düşünün vicdanlar! 

Zeynure İsa

 


11 Haziran 2011, Cumartesi
Zeynure Öztürk
Bu yazı 2886 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.