Haberler

Hiçbir Müslüman Zalim ve Harbi Kafirlerle İşbirliği Yapamaz

Hiçbir Müslüman Zâlim ve Harbî Kâfirlerle İşbirliği Yapamaz, Onlardan Para ve Destek Alamaz, Onlarla Dost Olamaz

Mehmet Şevket Eygi
08.03.2008

HİÇBİR Müslümana Başkan Bush rejimini desteklemek yakışmaz. Bu rejim Irak’a haksız yere saldırmış ve şimdiye kadar bir milyon Müslümanı öldürmüş veya ölümüne sebep olmuştur. Bu rejim Afganistan’a saldırmış ve ülkenin Müslüman halkını perişan etmiştir. Bu rejim, Siyonistlerin Filistin’deki zulümlerini teşvik etmekte ve desteklemektedir.

Hiçbir Müslümana, zâlim Siyonistleri desteklemek, onlarla işbirliği yapmak yakışmaz.

Hiçbir Müslüman, sözde dinî hizmet ve faaliyetler için Haçlılardan ve Siyonistlerden para yardımı alamaz, destek isteyemez.

Hiçbir Müslüman, Hz. Muhammed aleyhisselamı tekzib eden (yalanlayan), Kur’an’a -hâşâ- düzmece kitap diyen, İslâm dinini münzel (Hak katından indirilmiş) din olarak kabul etmeyip -hâşâ- uydurulmuş bir din olarak gören; İslâm’ı ve Müslümanları yeryüzünden kazıyıp yok etmek isteyen agresif, harbî, amansız kâfirleri dost ve velî edinemez.

Samimî, gerçek, ihlâslı Nurcu kardeşlerimizi tenzih ederim.

Merhum Bediüzzaman Said Nursî hazretlerini tenzih ediyorum. Onun ruhaniyetinin böyle şeylere asla rızası olamaz.

Kur’an’la, Sünnetle ve 14 asırlık icmâ ile İslâm’ın, Hak katında yegâne (tek) hak ve gerçek din olduğu güneş gibi parlak bir gerçektir. Hiçbir sapık bu gerçeği örtemez.

Hz. Muhammed aleyhisselam Efendimizin risaletini, davetini, Hak katından getirdiği dini inkâr edenleri ehl-i necat ve ehl-i Cennet olarak göstermek büyük bir çarpıklıktır.

Biz Müslümanlar BÜTÜN Peygamberleri, hiçbirini dışlamaksızın kabul ederiz, onlara iman ederiz. Yine BÜTÜN kutsal kitapları kabul ederiz. Hazret-i Muhammed Efendimizi inkar ve tekzib edenlerle kesinlikle diyalog yapmayız. Diyalog yapılabilmesi için mutlaka mutabakat ve eşitlik şartı gereklidir.

Biz Müslümanlar, Peygamberler dışında hiçbir Ademoğlunu masum yani günahsız, hatasız, ismet sıfatıyla muttasıl kabul etmeyiz. Akaid kitaplarımızda peygamberlerden bile “zelle’’ sâdır olabileceği beyan ediliyor. Kendi cemaat başlarını masum kabul eden, hattâ onları zellesiz sanan, onları neredeyse peygamberden üstün gören ve gösteren kimseler Ehl-i Sünnet dairesi içinde değildir. Onlar, maalesef fırak-ı dalledendir.

Aldattıkları, doğru yoldan saptırdıkları, bid’at tuzaklarına düşürdükleri zavallı Müslümanların ve gençliğin vebalinden korksunlar.

Taqiyye yapmasınlar, mertçe açıklasınlar... Bozuk inançlarının, görüşlerinin, işlerinin doğru olduğu konusunda cesaretleri varsa buyursunlar açık oturumlarda geçerli gerekçeler göstererek onları savunsunlar.

Kimin Mehdi olduğuna inanıyorlarsa açıkça ilan etsinler. O zatta Mehdilik şartları ve sıfatları varsa biz de biat edelim, emir ve kumandası altına girelim.

Taqiyye ve kitman yaparak Müslümanları aldatmasınlar.

İslâm’a, imana, Kur’an’a hizmet etmek için her vasıta mübah değildir.

Müslümanları aldatanlar bizden değildir.

Kendileri gibi düşünmeyenlere zındık diyenlerin kendileri zındık olur.

Benim yukarıda beyan ettiğim hususları, sağlam dinî gerekçeler göstererek red ve cerh edebilirler mi? Asla edemezler.

Harbî, agresif, zâlim, azgın İslâm düşmanları hiçbir sağlam Müslümana yardım etmez, destek vermez.

Bir kısım Müslümanların ve gençlerin beyinlerini yıkamasınlar. Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselamın ahlâkında gurur, kibir, nefsini çok büyük görmek, şöhret mübtelası olmak, riyaset konusunda tûl-i emel beslemek yoktur.

Kur’an-ı Kerim’deki ve Sünneti Nebevîyye’deki uygulama ve amel ile ilgili tarzların, kesin emirlerin, inanç boyutları da vardır. Tesettürün farz olduğuna inanmak gerekir. Bu inancı hafif görenler, asıl ve esasa ait değildir diyenler vahim bir hatâya düşmüş olur.

Şeriatın en küçük bir emri bile küçümsenemez,

Resûl-i Kibriya aleyhissalatü vesselam Efendimiz, ‘Terazinin bir kefesine bütün Kainat, bütün yaratılmış varlıklar konulsa, öteki kefesine Kelime-i Şehadet konulsa, Kelime-i Şehadet kefesi ağır basar” buyurmuşlardır. Herkes bilir ki, Kelime-i Şehadet iki unsurdan meydana gelir. Birincisi: Allahu Teala’dan başka kendisine kulluk ve ibadet edilecek bir tanrı olmadığı. İkincisi: Muhammed aleyhissalatü vesselamın O’nun kulu ve resulü olduğu. Kelime-i Şehadet bir bütündür, kesinlikle ikinci kısmından vaz geçilemez, “Muhammed Resulullah” kısmı önemsiz görülemez. Siyonistlerin ve Haçlıların hatırı ve rızası için böyle bir şeye tevessül etmek son derece vahimdir. Maazallah!

Sevgili Müslümanlar!... Sevgili gençler!... İslâm dininin yorumu, öğrenilip anlaşılması konusunda cadde-i kübrada, Sevad-ı Azam dairesi içinde bulunmak her Müslümanın vazifesidir. Aksi takdirde sapıtmak kaçınılmazdır.

Bediüzzaman hazretleri bütün Müslümanlara ve bilhassa Risale-i Nur talebelerine cadde-i Kübra üzerinde bulunmayı tavsiye buyurmuşlardır.

Bu geniş yol Resûl-i Ekremin, Ashab-ı kiramın, Selef-i Sâlihînin, Ehl-i Beytin, Eimme-i müctehidînin, gavsların, kutubların, müceddidlerin, râsih ve sâlih ulemanın, kâmil mürşitlerin, gerçek şeyhlerin; İmamı Gazalilerin, Abdülkadir Geylanîlerin, Şah Muhammed Bahaüddin Nakşibendlerin, İmamı Rabbanilerin ve diğer büyüklerin yoludur.

Sevgili Müslümanlar!.. Tashih-i itikada çok dikkat edelim. Bid’atlerden kaçınalım. Doğru tenkit ve uyarıları reddetmeyelim.

(Cahillik ve gaflet sebebiyle bendenize hakaret eden bir takım Müslümanlara hakkımı helâl ediyorum. Onları kışkırtanlara ise hakkım haram olsun!)


16 Temmuz 2009, Perşenbe
Mehmet Şevket Eygi
Bu yazı 845 kez okundu.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgündeki Hükûmeti©2004-2015

XHTML 1.0 Strict Standartlarına uygun. CSS Standartlarına uygun.